Düşün
“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir”
Portekiz’de 27 yaşındaki Sophie Lagoa ismindeki bir kadın sürücü, sarhoş bir vaziyette araba kullandığı gerekçesiyle trafik polisleri tarafından yakalanarak mahkemeye sevk edilir.
Kadın, oldukça ağır olan bu trafik cezasından kurtulabilmek için sahasında çok iyi bir avukat olan Eduardo Borja ile anlaşır. Avukat, bütün meslekî marifetlerini kullanarak bayan Sophie’yı ceza almaktan kurtarır.
Başına gelen musibetten ders alıp uslanmayan Sophie Lagoa, beraatini kutlamak için bir bara gidip sarhoş oluncaya kadar içer. Daha sonra da yine sarhoş vaziyette direksiyonun başına geçer.
Ve o sarhoş kafayla yolda giderken bir vatandaşa çarparak onu yirmi metre kadar arabasıyla sürükler. Perişan vaziyette hastaneye kaldırılan adam bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak ölür.
Bayan Sophie Lagoa, hapishanenin yolunu tuttuktan günler sonra, arabasıyla çarparak ölümüne sebep olduğu adamın, kendisini sarhoş araba kullandığı gerekçesiyle ceza almaktan kurtaran avukat Eduardo Borja olduğunu öğrenecektir.
**
H
ÖVÜNEREK AŞKIN İLE
Sevdiceğim, övdüceğim, en ince dalımsın benim,
Aşkın yediveren gülü, karasevdalımsın benim.
Ardım sıra götürdüğüm, sürgünlerde büyüttüğüm
Özlem kuşum çığlık çığlık, suskun zerdalimsin benim.
Bitsin diye ayrılıklar ceylan gözlü can yoldaşım,
Sevgi katına sunulmuş arzuhalimsin benim.
Doludizgin koşulardan, kesintisiz acılardan
Duldasına sığındığım dingin yalı'msın benim.
Gün geçse de eskimeyen, tiril tiril hep genç kalan,
Hep genç kalan kavga gücüm, direnç balımsın benim!
Ankara, 19 Şubat 1978
Attila AŞUT
///
Gülümse
Ana tarafı
İstanbul'da bir berberde, Dursun Karadenizlilerin çok cesur erkekler olduğunu, sabunsuz traş olduklarını iddia edip ilk denemeyi biraz zor ve acılı da olsa kendisinde yaptırmış...
Dursun'un traşı canhıraş biçimde bittikten sonra Temel koltuğa oturunca berber,
- Siz de Karadenizlisiniz, sizinki de mi sabunsuz, diye sorunca, Temel,
- Pen ana tarafından İstanbulluyum, demiş.
//
Kulağına küpe olsun
Nedir; dedim bu yaşamak ?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü..!
Ömer Hayyam