SEÇİLMEM SEÇERİM

 

Ne mutlu biz vatandaşlara ki, vekil adaylarımız piyasaya çıkıyor yavaş-yavaş.

Kusurumuza bakmasınlar adam seçmeyi beceremedik ömrümüz boyunca. 

Oy işlemi bitene kadar oldu bugüne dek hep dostluklar ahbaplıklar.

Seçim bitti,

Sayım bitti,

Vekil gitti.

Daha yüzünü görene aşk olsun, ta ki bir daha işleri düşene kadar.

**

Onun için bildiğimiz gibi seçeceğiz. 

**

Sanki her gün yaptığımız sıradan bir şey gibi davranacağız.

Her gün ne yaparız bir onu göz önüne getireceğiz mesela.

**

Rutinlerimizden biri mutlaka bir manava uğramaktır. Biz de öyle yapacağız.

Zannedeceğiz ki  manavdayız.

**
İşin içine karpuz seçme girdi miydi. Ben seçilmem seçerim lafına saygı duyarım.
Baktık ki şöyle irisinden bir aday-adayı karşımıza dikilmiş.
O an Diyarbakır'ın karpuzunu getireceksin gözünün önüne.
Şöyle iki tane şabalak, kabasına – kabasına. Ses güzel mi geliyor, bıçak atmaya gerek yok.

İyidir. Eşine dostuna tavsiye et.
Ben baktım mal iyi, yemek isteyen buyursun diyeceksin. 
İyi mal kötü gün içindir ne de olsa.

Diyarbakır karpuzu az iyidir, kucakta taşımak güç ister kuvvet ister ama, tadına doyum olmaz.

Eşine dostuna karşı yüzünü ağartır.

**

Baktın ki vekil adayının kellesi kulağı yerinde.
O zaman şu yeni moda tokalaşmayı denemeyeceksin, 

Koç gibi kafa tokuşmayacaksın yani.
Alimallah kafayı birbirine tokuştururken o narin kellen tuz buz olup dağılabilir.
Avucunu yumruk yapacaksın, orta parmak hafif yukarıda kalacak.
Şöyle kapı çalar gibi adayın kafasına - kafasına tak - tak vuracaksın.
Vurduğunda sese kulak vereceksin.
Eğer dolu ise içi küt - küt diye ses gelir. Yemek kazanı dolu iken gelen sesin aynısıdır. 
İçi boş ise mahzere kazanına tıkladığındaki ses gelecektir.
Dongdong sesini duyduysan, adayı üzmeden kırmadan yollayacaksın.
Arkasında olduğunu hissettir ama.

Ona deki, "Bu kafa sende olduğu müddetçe biz her zaman arkanda saf tutar, boşluğunu dolduruz"
Aday gülerek yanından ayrılırken, arkasından bakıp keyif sigaranı yakmayı unutmayacaksın.

**

Gelen vekil adayı baktın ki, sarımtrak ufak tefek bir şey. Zaten bu tipler parfümsüz kokusuz gezmez.
Hah o zaman gözünün önüne şamama kavununu getireceksin.
Kavundur bu kıçını koklamak lazım.
Şöyle iki elinle tutacaksın kabasından, sıkıp incitmeden ama.
Baktın az oynamayla koku yayıldı.
Kokunun neviine dikkat edeceksin.
Şöyle lale desen değil, gül desen hiç değil, zambak de o da değil.
Lalezar gibi geldiyse şeyisinden çıkan koku. Bu  iyidir.
Mal gevşekse zaten, parmakların değdiği anda cıvır kendini bırakır.
Ortalığı bok eder.
Vedalaşıp yanından ayrılmasız. O müthiş kokuyu bir daha teneffüs etmek için, burnunu vekilin, pardon kavunun kıçına bir daha yanaştır, bir daha kokla. Sonra, bir daha eline geçmeyecek çünkü.

**

Yani nasıl olacakmış kısacası;

Kabasına şabalak attığında şak şak ses gelecek.

Kokusu güzel olacak.

Ellediğinde elin içine gömülmeyecek hemen,

Vıcık - vıcık değil, azıcık sert olacak.

Orta parmağınla vurduğunda küt-küt edecek, içi boş olmayacak.

Boş olanlar kendini Ankara’da doluma tabi tuttuğundan, dolu olmasına dikkat edilecek.

**

Tüm bu aşamalardan sonra;

Biz nasıl diyorsak “ben seçilmem seçerim” diye

Onun da “ben düzülmem, düzerim” diyecek tipten olmamasına dikkat edilecek.

Eğer o da tamamsa oy kullanma günü geldiğinde,

Mühür ıstampa ve mürekkep üçlüsünü hassasiyetle süzeceksin.

Mürekkeptir, ıstampadır.

Çok daldırıp yaşartmayacaksın.

Sert vurup dağıtmayacaksın.

Istampa sehpada, mühür elinde.

Vekiller önünde.

Tercihin hangisine ise artık sen bilirsin.

Çok daldırıp yaşartmadan,

Sert vurup dağıtmadan,

Basıp Ankara’ya yollayacaksın..

**

Bir daha tekrarlamakta fayda var:

Çok daldırıp yaşartmayacaksın,

Sert basıp dağıtmayacaksın.

Geçersiz sayılır. Kabul etmezler, boşa gider.