Sen Çabaladıkça O Rahatlıyorsa, Bırak Gitsin

Bazı insanlar hayatımıza girer, kalbimize dokunur ve sonra hiçbir şey olmamış gibi uzaklaşır. Biz ise onların ardından günlerce düşünürüz: “Neden aramadı? Neden yazmadı? Acaba ne oldu? Bir şeyi yanlış mı yaptım?” Hayır.

Her sessizliğin altında çözülmesi gereken gizemli bir sebep yoktur. Bazen cevap, insanın davranışının ta kendisidir. O seni aramıyorsa, merak etmeden günlerce durabiliyorsa, sen de onsuz yapabilirsin. Çünkü insan gerçekten istediği birini hayatında tutmak için bahane aramaz. Bir “Nasılsın?” mesajının bile önünde dağlar yoktur. Özleyen insan bir yol bulur. Merak eden sorar. Değer veren, varlığını hissettirir. Sen sürekli onun neden gelmediğini düşünürken, belki de asıl sorman gereken soru şudur: “Ben neden gelmeyen birini bekliyorum?” İşte burada ayna taktiği devreye girer. O ne yapıyorsa aynısını yap.

Yazmıyorsa yazma. Aramıyorsa arama. Mesafe koyuyorsa sen de mesafeni koru. Seni hayatının dışında tutuyorsa sen de kendini onun kapısında bekletme. Ama bunu intikam için yapma. “Bakalım peşimden gelecek mi?” diye değil. Kendine dönmek için yap.

Çünkü ayna taktiğinin amacı karşı tarafı cezalandırmak değil, sana gerçeği göstermektir. Sen bir adım geri çekildiğinde, ilişkinin aslında ne kadarının senin çabanla ayakta kaldığını görürsün. Belki de acı olan budur. Sen konuşmayı başlatıyordun. Sen arıyordun. Sen soruyordun. Sen plan yapıyordun. Sen kırıldığında bile ilişkiyi kurtarmaya çalışıyordun. O ise sadece sen geldiğinde oradaydı. Bu sevgi değildir. Bu, bir insanın ilgisine alışmaktır.

Sevgi iki kişinin de elini uzatmasıdır. Birinin sürekli uzanıp diğerinin elini cebinde tutması değil. Üstelik insan, kendisini gerçekten isteyen birine sürekli kendisini anlatmak zorunda kalmaz. “Ben buradayım” diye tekrar tekrar hatırlatmaz. Sevilmek için yarışmaz. İlgi görmek için performans sergilemez. Çünkü sevgi dilenilecek bir şey değildir.

Sen sevmenin hakkını verdiysen, elinden geleni yaptıysan, dürüst olduysan, yanında olduysan ve buna rağmen karşındaki insan seni görmezden gelmeyi seçtiyse artık yapacak çok fazla şey yoktur. Uğraşma. Bırak gitsin. Çünkü bazı insanları kaybetmek kayıp değildir. Bazen kaybettiğin şey, sadece seni sürekli kendini sorgulamaya zorlayan bir ilişkidir.

Ve unutma: Seni gerçekten hayatında isteyen insan, seni hayatına almak için bahane aramaz. Sana ulaşmak için bahane arar. Senin mesajını beklemek yerine sana mesaj atar. Senin aramanı beklemek yerine seni arar. Senin ilgini ölçmek yerine kendi ilgisini gösterir. Senin sevgini sınamak yerine sevgisini hissettirir. Bunun adı da “fazla beklenti” değildir. Bunun adı karşılıklılıktır. O yüzden bir gün kendini yine telefonun ekranına bakarken, “Neden yazmıyor?” diye düşünürken yakalarsan telefonu bırak. Kendine şunu söyle: “Ben birinin sessizliğini çözmek için değil, kendi hayatımı yaşamak için buradayım.” Bırak sessizliği onun olsun. Senin payına düşen ise huzur olsun. Çünkü seni görmezden gelen birinin dikkatini çekmek için küçülmek zorunda değilsin. Senin yapman gereken, onun sana bakmasını sağlamak değil. Kendi aynanda kendini yeniden görmek.

Ve bazen en güçlü cevap, hiçbir şey söylemeden hayatına devam etmektir. Çünkü bazı insanlar sen gidince değerini anlamaz. Sadece yokluğunda, sana ne kadar alıştığını fark eder.

Ama sen ise artık alışılmak değil, gerçekten sevilmek istiyorsun.