Sıcaklarda Kronik Yorgunluk

 

Sıcaklar başladıkça insanlarda yorgunluk da eşzamanlı olarak başlar. Soğuğun insan vücudunu dinç tuttuğuysa hepinizin malumu... Bazı insanlar karlı havalarda soğuk suya girdiklerinde yıl boyu hasta olmadıklarını savunurken bizim mantığımızın bunu alması güç. Havanın eksilerde olduğu günleri düşünün. Kaçınız üzerinize kalın kıyafetler giymeden dışarı çıkar? Dakikalar içinde üşüterek hasta olmak işten bile değil. Vücudun sıcaklık derecesinin düşmesi de , yükselmesi kadar tehlikeli bir durumdur.

Nasıl ki kışın kendimizi soğuktan ve onun etkilerinden koruyorsak, yazın da kendimizi sıcaktan ve onun zararlı etkilerinden korumalıyz. Güneş ışınlarının deri üzerine olan zararlı etkisini, göz üzerine olan zararlı etkisini ve vücudun geneli üzerine olan zararlı etkisini hepimiz bilmekteyiz. Tabii zarardan kasıt, yaz aylarında direkt güneş ışınlarına ve onun sıcağına saatlerce uygunsuz olarak maruz kalmak...

Vücudumuz ısındığı zaman bir takım tepkiler verir. Bunlardan birincisi terlemedir. Terleme, fiziksel bir tepkime olarak vücut sıcaklığını düşürmeye yönelik bir tepkidir. Bu doğal bir süreç olduğu için önlenmemesi vücut için daha iyi olacaktır. İkincisi ise kan damarlarının genişlemesi. Vücut hipertermiye girdiği zaman kan damarları genişler, kanın dış çevreyle etkileşime giren yüzey alanı genişler, böylece daha hızlı bir şekilde soğur. Bunun yan etkisi olarak kan akımı yavaşlar, kan akımının yavaşlaması metabolizmayı yavaşlatır. Bu da demek oluyor ki metabolizmanın yavaşlaması, yani ana etmen olarak sıcaklığın artması insanlarda rehavete neden oluyor.

Sürekli bir uyku hali, kaslarda yorgunlukla kendini gösteren bu durum, tamamen mevsimsel ve dış etmenlere bağlı olsa da bir miktar önlenebilir. Bunun başında sıcak saatlerde olabildiğince direkt güneş ışınlarına maruz kalmamak sayılabilir.

Tabii bu yorgunluğun tek etmeni kan akışımız mı? Tabiki hayır. Diğer bir önemli etmen ise vücudun su kaybetmesi. Yukarıda belirttiğim terleme olayı esnasında insan vücudu çok hızlı bir şekilde su kaybeder. Bu kaybı önlemenin dolaylı yoldan farklı zararları olacağını biliyoruz peki ne yapmalıyız? Eksilen suyun yerine yenisini koymalıyız. Ani yüklemeler şeklinde değil, gün içerisinde yayarak azar azar su içmek , vücudun sudan maksimum verimi almasını sağlar. Aksi taktirde su depo edilmediği için fazlası bir şekilde vücuttan atılacaktır ve sizin 1 saat önce bir defada içtiğiniz bir litrelik su, size bu süre sonunda fayda etmeyecektir.

Suyunuzu içerken içerisindeki element ve çözeltilere de dikkat etmek önemlidir. Vücut su kaybederken aynı zamanda suyun içinde çözünmüş ve vücut için yararlı olan birtakım maddelerin de eksikliğini hissederiz. Bu yüzden mineral yönünden zengin bir bardak su içmek, daha sade olan iki bardak su içmekten etkilidir. Bazen litrelerce su içip susuzluğumuzu geçiremediğimiz zaman vücudun asıl aradığı şeyin, suyun içinde çözünmüş mineraller olduğunu anlamalıyız.

Nasıl ki aracınızın yazlık bakımlarını yaptırıyorsanız, kendiniz için de yazın bu hususlara dikkat etmelisiniz. Hepinize sağlıklı bir yaz dilerim.