Şinanay'ı nereden bileceksiniz

Her yaz doğduğu köye götürürdü beni ışıklar içinde yatası annem. Küçüktüm, çok küçüktüm. Atları severdim. Onların sağrılarını okşamak, kaşağı yapmak isterdim.

Küçük dayım yardımcı olurdu bana. Benim elimde kaşağı, onun elinde şinanay, girerdik karanlık ahıra.

Şinanay nedir, biliyor musunuz? Ben kendisiyle 3 yaşımdayken tanışmıştım. Şinanayı biliyorsanız da söyleyeyim, yinelenmesinde yarar var.

O idare lambasının ta kendisidir. Bir tasın içine zeytin yağı konur. İçine bir miktar üstüpü gibi bez parçalarından fitil eklenir. Yakılır… Bu, o zamanların aydınlatma aracıydı.

Türküsü bile var. Hem de şen şakrak. Şöyle:

“Kalenin bedenleri yar yar, yar yandım

Koyverin gidenleri şinanay yavrum şinanay nay

İpek bürük bürümüş yar yar, yar yandım

Niksar'ın fidanları şinanay yavrum, şinanay nay…”

Tanıdığım ilk aydınlatma aracıydı şinanay. Ya da idare lambası. .. Yarım yüz yıldan biraz daha fazla zamanların aydınlatma aracıydı bu…

Sonraları gemici feneri çıktı da rahatladı insanlar. Bunun hemen ardından gelen gaz lambası ise yaşamı daha da kolaylaştıracaktı. Onlarla tanıştığımda beş yaşında mıydım?

Camdan bir haznesi vardı gaz lambasının. Haznenin üstünde fitil düzeneği. Aynı zamanda üst bölümdeki cam fanusun gireceği bölüm…

Elbette ki gaz lambasını varsıl olanlar kullanabilirdi. Yoksul olanlar daha bir süre idare etmek zorundaydılar şinanayla.

Derken lüks lambası çıkageldi. Ben de bir iki yaş daha büyüdüm mü?

Onunla da dedemin Nahiye Müdürlüğü yaptığı İluh’ta tanışacaktım. İluh Batman’ın bir nahiyesiydi. Sanırım şimdilerde Batman’la emiş karış olan bir ilçedir.

Orada bir tek bizim, bir de Jandarma komutanıgilin lüks lambası vardı. Lüks’ün içine gaz konan haznesi madenidir. Pompası vardır.

Bu pompayı kullanarak üstteki çok dar delikten gaz fışkırtılır. Bu gaz fitil olarak kullanılan ipekten yapılmış gömleği balon gibi şişir.

Bundan sonra ipek gömlekten gaz lambasınınkiyle ölçülemeyecek denli fazla bir ışık yayılırdı ortaya.

Elbette ki gün gelecek, lüks lambasının da pabucu dama atılacaktı. Bunu yapan da elektrik olacaktı.

Dedemin İluh’taki görevi sona erip de Gaziantep’e döndüğümüzde bizi geceleyin acayip bir aydınlık karşıladı.

Bu aydınlık elektrikti. Geceyi gündüze dönüştürmüş gibi gelmişti bana. Çok heyecanlandırmıştı beni.

Kısa bir ömre neler sığabiliyor. Bir insan çocukluğundan ergin yaşa gelinceye dek bakın kaç türlü aydınlatma aygıtının evrimine tanık oluyor.

Bugünümüz ne güzel gün. İyi ki elektrik var.

Elektriğin zaman zaman kesildiği durumlarda içiniz nasıl da kararıyor değil mi? Ne televizyon izleyebiliyorsunuz, ne internete girebiliyorsunuz.

Bunlar da elektrikle gelen nimetler.

Değerini bilmek gerek.