ŞİRKETİN MALI DENİZ…

 

Bir anonim şirket düşünün; Üç farklı sektörde fabrikası var…

Bu fabrikaların yönetimlerine aynı kişiyi atayıp, bu kişiye üç maaş verilmesini bekleyebilir misiniz?

Şirket yöneticisi, üç fabrikaya aynı mühendisi görevlendirip, bu mühendise üç maaş vermeye cesaret edebilir mi?

Yönetici, şirkete maliyeti aynı iken 3’ün her zaman 1’den büyük olduğu gerçeğinin aksini kabul ettiremez.

Neden bir kişiye üç maaş vermek yerine, üç personel çalıştırmayı tercih etmediğini açıklayamaz…

Bunu, maaş değil, huzur hakkı dese de açıklayamaz…

Kurumsal bir şirkette, tefe koyar hissedarlar…

 

**

“Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmeli”

Böyle çıkıldı yola…

Devleti, şirket gibi yönetme isteğinin temeli, özellikle ekonomik kararların tek elden ve çok hızlı biçimde alınmak istenmesine dayanıyor.

Hızlı karar alma fikri, kulağa hoş gelen bir söylem.

Ancak söylem ile eylem, bir olmuyor…

**

Ulusalda KİT’lerden, yerelde BİT’lere…

Görüntü hep aynı…

82 milyon nüfuslu ülkede adam bulunamamış gibi, aynı kişilere birden fazla makamlar bahşediliyor.

Ellerinde devasa bütçeler, altlarında makam araçları…

Onlar da “BEN BUNU HAK EDİYOR MUYUM?” vicdan muhasebesine bile girmeden dolaşıyorlar aramızda…

Karşılarında önümüzü iliklememizi, saygı göstermemizi istiyorlar hatta…

**

Bu mudur anonim şirket gibi yönetmek..?

Aslında herkes biliyor gerçeği…

Hızlı karar almayı falan bir tarafa bırakın.

Şirketin “tek elden yönetme” mantığını alıp,

“Devletin malı deniz” felsefesini farklı bir boyuta taşımaktır yaşananlar…