Bu yapıdaki İnsanlarla paylaştığınız yaşamın her alanında ki birliktelikler de Fuzuli'nin ifade ettiği "söylediğinin tesir etmeyeceği"İnsanla karşılaşmazsınız.
Aksi karekterdeki insana, söylenenin tesir etmediği,söyleyenin gönlünün razı olmadığı, söylemeyip içine dert olma halini yaşıyoruz.Sadece içine dert olma halimi canımızı acıtan? Yaratılmışların en erdemlisi , tek akıl sahibi varlık olarak insan, doğruyu eğriden ayırt edebilmelidir.Bu, Görev-Sorumluluk ve birlikte yaşama istencinin temelidir.Kişi, kendisine olan sorumluluğu yanında topluma olan sorumluluğununda farkında olmalıdır.Burada yönetilende, yönetende olsanız "İnsansınız"...
Gelelim aksine.
Çoğaldı diyemiyeceğim, ancak, yasal görünüp çeşitli kılıfına uydurulmuş gayrimeşru yollarla gücü eline geçiren azınlığın, Hukukun üstünlüğünü değil,Üstünlerin yarattığı Hukuku uyguladığında ortaya çıkan tablo Dünyadaki birçok kötü örnekte olduğu gibi bir görüntü vermektedir.Yanlış hesap Bağdat'tan döner diye bir söz akıllarda olmalıdır.Kızım sana söylüyorum,gelinim sen anla değil söylediğim.Anlayana sivrisinek saz,anlamayana davul-zurna az...
Fuzulinin dediği gibi, İnsan, geleceğe dair bir eksikliği olduğunu düşündüğü şey için veya geçmişten gelen ağır bir yükü taşıyorsa canı yanacaktır.Bu durum bananecilikten uzaklaşmayı zorunlu kılar. Sosyal,Ekonomik,Politik karar alıcıların yaşantımızda ki olumsuz etkilerini, İNSAN olmamızın gerektirdiği tepkileri vererek göstermeliyiz.Olumsuzluklar neler mi? Yoksulluk,yoksunluk,savaş,çevre katliamları vb.herkesin etkilendiği Emperyalist oyunlar. Unutulmaması gereken;
Dam yanarsa,sıçanda yanar.O halde Demokrasinin kuralları içinde, söyleyelim,söyleyene destek olalım ki tesirli olsun, gönül o zaman razı olacaktır.Susarsan bir gün sıranın sana da geleceğini bil.
Çaresiz değilsiniz,ÇARE SİZSİNİZ...