Zenginlerin daha zengin fakirlerin daha fakir olduğu bir dönemdeyiz. Ülke gelirlerinin topluma eşit bir şekilde dağıtılmadığı kesin bir halde. Kesinlikle sermaye düşmanı değilim ama dünyada olduğu gibi ülkemizde de iki kesim arasındaki fark hızlı bir şekilde açılmaya devam ediyor. Bir önceki yıla göre varlıklarındaki artışı değerlendiren işadamlarının kaygıları ile maaşına 10 zam aldığında mutlu olan işçi kesiminin durumu trajedidir. Toplum hızla ayrışmaya gidiyor. Zenginler halk arasına çıkmıyorlar. Halkın gittiği markette onları göremezsin. Bindikleri arabaları dahi sokaklara rahatça park edemezler. Çoğunun koruması var. Kimden kendilerini koruyorlar? Sosyal patlamanın öncü göstergelerinden biri olan suç işleme oranlarında ciddi artışlar var. Haklarını almakta zorlanan bir kesim ile servetlerini katlamaya çalışan kesim arasındaki düşmanlık açıkça izlenebilmektedir. Dünyanın en değerli sermayesi olan ‘Emek’ini veren işçilerin gelecekten ümitleri yok gibi. En kıymetli olan zamanlarını harcayıp ta elde ettikleri şey sadece bir ev ve arabadan başka bir şey olmuyor maalesef. Diğer taraftan emeklerine saygı göstermeyen patronları (Tamamından bahsetmek mümkün değil elbet) ile mücadele edecek güçlerinin olmayışı. Hukuk arayışında bile çoğu zaman belgeye dayalı olarak hak kayıplarına maruz kalıyorlar. Gücün sermaye sahiplerinde olması ile ağızlarını açtıklarında kendilerini kapının önünde buluyorlar. Tüm ömrünü fabrikalarda harcayan, ofislerde geçiren, 3 metre karelik yerlerde tamamlayan ama sonunda düşük yatan sigorta ücretleri yüzünden emekliliğin bile tadını çıkaramayan işçiler. Maliyetleri düşürme çabasında ki işverenlerin toplumun büyük bir kesimini oluşturan emek piyasasının geleceğini karartma eylemleri ustalıkla ve inatla devam ediyor. Ve devlet buna bir şey yapmakta aciz. Bir yanda maaşlarını alır almaz birkaç yüz lira ile diğer aya nasıl çıkacağını bilemeyen zayıf işçi sınıfı diğer taraftan Türkiye’de henüz olmayan bir araba modelinin eline ulaşmamasından üzüntü duyan patron sınıfı. 1 aylık kredi kartı harcaması 50 bin lira, en az 5 çeşit araca binen ve sıkılan, eşlerinin ve çocuklarının altında son model arabalar, milyonluk malikânelerde oturanlar, deniz kenarlarında ve bağ evlerinde en lüks evler ve yatlar, şirket envanterlerine sokmadıkları mülkler, gizli kasalarındaki dolarlara sahip olan patronların her ay sonunda işçinin geleceğinden çalacağı ücretleri didik didik incelemesi…Yılsonunda elde edilen net karın bir kısmını kendilerine kazandıran insanlarla paylaşmak yerine kurumlar vergisinden düşürecek fon projelerine aktarmak daha akıllıca bulunuyor. Toplum sınıfları içinde zayıf daha da zayıflarken bu durum çok fazla ileriye taşınmayacaktır. En büyük tehlike zengin ile fakir arasındaki gelir düzeyinin akıl almaz bir şekilde açılmasıdır. Ve bunun sonuçları çok ağır olacaktır. Kişi başına milli gelir diye yutturulan yalana karşı bir isyan yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaktadır. Değer üreten, para kazandıran, emekleri karşılığında hak ettikleri ücretleri almakta yüzsuyu dökenlerin isyanları arşı alaya ulaşmıştır. Zulüm sadece bir insana karşı fiziksel şiddet uygulayarak yapılmaz. Geleceğinden çalınan ve ilahi divanda dimdik ayakta bekleyen insanların manzarası ne şiddetli olacaktır. Zalimler için yaşasın Cehennem!