SOSYALLEŞME

Sosyal olmak; sosyal iletişime gereksinim duymak, çevremizle iletişim kurmak ve kurmayı istemek demektir.Günümüzde çokca kafamızı gömdüğümüz iletişim araçlarından kurduğumuz, içine kapandığımız iletişim dünyası dışında da sosyal bir dünyanın var olduğu gerçeğini  unutmamalıyız.

Sosyal olmak ve sosyalleşmek, tüm insanların evrimsel olarak gereksinme duyduğu, olmadığında eksikliğini hissettiği süreçlerdir. Sosyal çevrenizden uzak kaldığınızda kendinizi kötü hissettiğinizde, sosyal etkileşimlerden yorulsanız bile onlarla görüşmek istemez misiniz? Varoluşsal özelliklerimiz içinde,hiçbir insan sosyal etkileşime tamamen karşı değildir, bazılarımızın daha az olsa da herkesin başka insanlarla etkileşime gereksinmesi vardır.Farklı kişilik tipleri açısından "Sosyal insan ne demek?" sorusunu irdelediğimizde, eğer içe dönük bir insansanız,bilinçli olarak kendi iç dünyanıza çekilseniz,yalnızlığı tercih etmiş olsanız bile kendinizi kötü hissedebilirsiniz.Bir süre sosyal çevrenizden uzak kaldığınızda bu karar size ait olmasına rağmen eksiklik hissi duyarsınız.Bunun yanında eğer sosyal ilişkiler kurmakta zorlanan biriyseniz, siz tam olarak anlamlandıramasanız da bu durum sizi aslında rahatsız ediyor olabilir. İnsanlarla etkileşime girememek, bir şekilde sohbetten uzak kalmak, yeteri kadar yakın ilişkiler kuramamak yaşamınızın üzerinde hafif gri ama yine de fark yaratan bir bulut oluşmasına neden olabilir.O halde bizim için sosyalleşme, tam olarak önemli bir gereksinimdir.İnsanlar, sosyal grupların içerisine doğarlar ve tüm hayatlarını toplumun bir parçası olarak geçirirler. Bu,oluşumundan bu yana homo sapiens olarak tanımlanan türümüzün ilk zamanlarından beri geçerli olan bir durumdur.Araştırmalar; primat atalarımızın bir arada kalması, topluluk halinde yaşaması ve birbirine yardımcı olmasının türümüzün ilerlemesine katkı sağladığını gösteriyor. Yani sosyalleşmek hayatta kalmaya yardımcı oluyor.Araştırmacılar insan genetiğinin, şefkat, empati ve paylaşma kapasitesi olduğunu da gösteriyor. Buna göre bu özellikleri olan kişiler soyunu sürdürebildiği için bugün insanların çoğunda da bu nitelikler görülmektedir. Kısacası, sosyalleşmek istiyoruz, çünkü öyle evrimleşmişiz.Bunların yanında sosyalleşmek “insan olarak” işlev görmemizi mümkün kılar. Sosyalleşme bizi insan yapan faktörlerden biridir. Sosyal bir ortamda büyümek; iletişim kurma, duygularımızı ifade edebilme, farklı koşullara uyum sağlayabilme gibi hayatımızı kolaylaştıran ve iyileştiren beceriler geliştirmemize yardımcı olur. Kim olduğumuzu belirleyen, bizi biz yapan en önemli bileşenlerdendir.Sosyal etkileşim; kendimizi yavaş yavaş başkalarının gözünden görmemizi, kim olduğumuzu ve dünyaya nasıl uyum sağlayabileceğimizi gösteren bilişsel beceriler katar ve benlik algımızı şekillendirir. Bunun yanında insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan sosyalleşme, birçok açıdan psikolojik iyi oluşumuzu, yaşamdan aldığımız hazzı da etkileyip, daha mutlu ve uzun bir yaşam sunabilir.Arkadaşlar veya aile üyeleri ile yakın sosyal bağların keyfini çıkarmak bizi mutlu edebilir ve uzun vadede genel yaşam memnuniyetimizi iyileştirebilir.Birçok uzman sosyalleşmenin kaygı ve depresif duyguları azalttığını bu sayede de mental sağlığı güçlendirdiğini savunuyor. Özellikle yüz yüze görüşmenin dopamin ve serotonin gibi ruh halini iyileştiren nörotransmitterlerin salgılanmasını desteklediğini dile getiriyor.Bu bileşenlerin ayrıca stres tepkisini yönetme konusunda da önemli bir rol oynadığı düşünülüyor. Buna bağlı olarak da sosyalleşmenin yoğun stresin yaratabileceği olumsuz etkilerden uzaklaşmaya yardımcı olabileceğini söyleyebiliriz.Ayrıca birileriyle konuşmak, duygu ve düşünceleri paylaşmak en etkili öz düzenleme yöntemlerinden biridir. Kendinizi kötü hissettiğinizde bir dost sesi duymak sizi rahatlatır ve olumsuz duygulardan uzaklaşmanıza yardımcı olur.Yapılan birçok araştırma,bellek ve diğer bilişsel beceri performansları orta yaşlardaki yetişkinlerle kıyaslanabilir düzeyde yüksek olan süper yaşlılar olarak tanımlanan kişilerin sırlarından birinin de, aktif bir sosyal yaşam sürdürmek olduğunu gösteriyor. Bir topluluk içerisinde yaşayan ve birbirini her anlamda destekleyen bireyler; daha uzun süre, daha mutlu ve sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebiliyorlar.Başka insanlarla düzenli sosyal temas, iletişimde olmak, beyin gelişimini,beyin kapasitemizi artırmaya, hafızayı destekleyerek bilişsel beceriler kazanmaya yardımcı oluyor. Zihinsel esneklik kazanan beyin, bu sayede alzheimer,parkinson, demans riski gibi hastalıklardan korunabiliyor.Sosyal çevre, kimliğin belirlenmesinde birçok açıdan rol oynar. Başka insanlarla etkileşimde olmak daha anlayışlı, düşünceli ve paylaşmaya açık biri olmaya katkı sağlayıp,daha iyi bir insan olma konusunda teşvik edebilir.Bunun yanında sosyalleşme iyi alışkanlıklar geliştirmeye de destek olabilir. Örneğin, bazı aktiviteleri grup olarak yapmak çok daha eğlencelidir. Tek başınıza yürüyüş yapmak istemezseniz, bir grup arkadaşınızla doğada keyifli bir rotada yürümeye daha gönüllü olabilirsiniz.Sanat derslerine katılmak, düzenli egzersiz yapmak, ilgi alanlarına uygun bir hobi edinmek ise öz düzenleme becerileri geliştirmeye yardımcı olur ve genel anlamda da mental sağlığı destekler.Yapılan araştırmalara göre bir başkasının güvenilmez veya samimiyetsiz olduğunu diğerlerine bildiren koruyucu dedikodu türü olan "toplum yanlısı dedikodu" faydalı bir olgu olabiliyor. Çünkü toplum yanlısı dedikodu bencil davranışları azaltabiliyor, işbirliğini teşvik edebiliyor. İnsanlar olumsuz davranışları ile dedikodulara konu olmamak için daha iyi ve dikkatli davranma eğiliminde olabiliyorlar.

Bireysel ve Toplumsal kişiliğimizin ve daha iyilerin olduğu bir toplumda yaşam tercihi için Çaresiz değilsiniz, ÇARE SİZSİNİZ...

Yük.İnş.Müh.M.Sait KÖSE