Gaziantep'in eğitim sorunu ve çözüm yolları bir panelde yine masaya yatırılmış.
Şöyle bir konuşulanlara baktım, daha önceki toplantılardan farklı bir şey göremedim.
Yani yine bolca edebiyat var, ama uygulamaya geçileceği yönünde bir emare yok.
"Katılım gayet iyiydi" diyorlar. Keşke herşey katılımı sağlamak kadar kolay olsa.
Okul müdürlerine bir katılım emri gönderdin mi, sıkıysa gelmesinler...
**
Sonuç olarak yine havanda su dövüldükten sonra, eğitim bir sonraki toplantıya kadar rafa kaldırılmış oldu.
Toplantıya gitmeden bu yargıya nasıl mı varıyorum?
Öncelikle bu tür toplantıların yapılış şekli açısından umutsuz vaka olduğunu düşünüyorum.
Tabiki eğitimin sorunları ele alınacak, çözüm yolları aranacak.
Ama bir düşünün...
Manzaraya dikkatlice bakın...
Eğitimle sorunuyla ilgili belediye başkanları, parti başkanları, masanın etrafında toplanmış ahkam kesiyorlar.
Öğretmenler ise dinleyici sıralarında...
Daha hiçbir toplantıda "Öğretmenlerimiz buyurun gelin, önce sizi dinleyelim. Siz konuşun biz dinleyelim. Bize siz yol gösterin." denildiğini duymadım.
**
Herkes kendine göre ahkam kesiyor;
Tahmazoğlu; "Okul arsası bulamıyoruz. Sorun geçmişten geliyor." diye topu kendisinden önceki döneme atıyor. Sanki imarlı bölgelerde eğitimde başarıdan başarıya koşuyormuşuz gibi...
Uzer, klasik söylemi tekrarlıyor; " Herkes elini taşın altına koymalı..."
Gökdağ, ezberci eğitimden bahsediyor. Ezberci eğitim Türkiye'nin sorunu. Gaziantep'in başarısızlığını buna bağlamak doğru mu?
Erzin, "Gerekli adımlar atılmalı." diyor.
Peki o gerekli adımlar nedir?
Herkes tartışıyor, ama kimsenin aklına bunu dinleyici sırasındaki öğretmenlere sormak gelmiyor.