SURİYELİLERİN KORKUTAN ARTIŞI!

Bir millet düşünün. Evinden, vatanından, hayatından olmuş.Başka bir ülkede ne olacağını dahi bilmeden,belirsiz bir gelecekle ayakta durmaya çalışıyor. En önemli sorunları ise yoksulluk. Beraberinde gelen fuhuş, hırsızlık, kontrolsüz şiddet..Mültecilerin bir anda yaşamımıza dahil olmasıyla dahızla değişen toplum yapımızı tehlikeye sokmakta. İşin ilginci de bütün bu sıkıntılara halen rağmen evlenmeye ve çocuk dünyaya getirmeye hız veriyorlar. Neyin kafasını yaşıyorlar, yokluğun içine yeni canlar nasıl katıyorlar, anlamak mümkün değil.

Zamanında başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine çalışmaya giden işçilerimizin nüfus artışları takip edilip, tedbirler alınmaktaydı. Bugün ise artık sınır dışı etmek için bahaneler üretiyorlar.

Gandhi "Yoksulluk, şiddetin en kötü şeklidir" der. Çünkü açlık, organizma için gerçek bir şiddettir. Açlık sırasında “yıkıcı” hormonlar harekete geçer.Açlıkla harekete geçen hormonlar önce karaciğerdeki glikojeni, sonra yap dokusunu, son olarak da kas dokusunu yıkar.

İnsan açken “şiddet dönemlerine benzeyen organik bir çöküntü yaşar”. Yoksulluğu en kötü yapan şey, sadece artan ve derinleşen toplumsal eşitsizlik ve maddi çıkar değil, aynı zamanda bütün bu olumsuzlukların üzerlerinde yarattığı duygusal şiddettir.

Yani mağdur ve muhtaç insanlar sadece açlık, hastalık, soğuk vb. tehlikelerle karşı karşıya değil,aynı zamanda onurlarına,özgüvenlerine yönelik bir tehditle de,şiddetle de karşı karşıyadır.

İnsanı en çok kahredende çocuk bedeninin, gülmesi, oynaması hayattan zevk alması gereken minicik bedenlerin bu şiddete maruz kalmasıdır.

Her insanın bir ışığı vardır ama çocuklardan yayılan ışık daha gür ve tazedir. Çünkü, çocuklar her sabah güne vücutlarına ve zihinlerine eklenen yüz binlerce yeni hücre ile başlarlar.

Hem büyüme hem gelişme için, çocuğun genlerinde mevcut potansiyellerin gerçekleşmesini sağlayacak bir ortama ihtiyaç vardır.

Son günlerde arkadaşlarımla gördüğüm pek çok çocuk manzaralarında, özellikle de açlıkla mücadele eden Suriye’li göçmenlerin bilinçsizliğinin, cahilliğin ürünün minicik bedenlerin çaresizliği,acıları savaşın ve aç gözlüğünün en masumları olan çocukları görmezlikten gelemeyiz.

Önü alınmayan bu kontrolsüz nüfus artışına resmi olarak el atmazsak bizi bekleyen tehlikelerin davetiyesini çoktan yazmış oluyoruz.Tehlike gerçekten de çok büyük!

GÜNÜN SÖZÜ

Dünyanın en fakir insanı, paradan başka hiç bir şeyi olmayandır.

Schopenhaver