Susmak

 

Değerli Yaşamseverler,

Susmak sizce iyi mi kötü mü?

Duruma ve dozuna göre değişir.

Bazı uzmanlar diyorlar ki susup sustuklarınızı unutmaya çalışmak beyni olumsuz etkiliyor. Olaylara ve yaşama karşı sessiz kaldığınızda ve beyninizi sessiz kaldıklarınızın üzerini örtüp unutmaya eğittiğinizde beyin unuta unuta unutmayı öğreniyor ve bir noktada artık hiç bir şeyi hatırlamaz oluyor. Alzheimer’s gibi nörolojik hastalıkların altında yatan bu olabilir mi acaba? Ürkütücü...

Hiç susmamanın ise farklı bedelleri var. Sürekli konuşmak, sadece kendi bildiğinizi tekrar etmenize ve dinlememenize sebebiyet veriyor. Dinlemeyince ise yeni bir şey öğrenemiyorsunuz. Sürekli kendini tekrarlayan bir kişi olup çıkıyorsunuz, papağan gibi.

Susmak, yerinde ve dozunda kullanıldığında oldukça kuvvetli bir araç. Size hiç düşünmediğiniz şekillerde hizmet edebilir.

Bunun en iyi örneğini ben profesyonel koçlukta yaşıyorum. Koçluk görüşmeleri soru-cevap üzerine kurulu. Koç olarak ben soruları soruyorum, müşterim cevap veriyor. Müşterimin cevabı bitince, yani cevabını tamamlayıp susma noktasına geldiğinde ben bir sonraki sorumu soruyorum. Ancak bazen öyle bir durum seziyorum ki müşterim susmuş olmasına rağmen cevabının bitmediğini hissediyorum. Ve ben soru sormak yerine müşterimle birlikte susmaya devam ediyorum. Ona, içeride açmaya çalıştığı kapıyı açabilmesi için zaman veriyor, alan açıyorum. İşte o noktada müşterimin içindeki kapalı kapılar ardına kadar açılıyor ve asıl söylemek istedikleri bir bir ağzından dökülmeye başlıyor. Ve bu noktadan itibaren müşterim asıl aradığını adım adım keşfediyor. Ben ise bu keşfi büyük bir keyifle izliyorum. Böylesine bir koçluk görüşmesinin sonucu olarak müşterim yaşadığı keşiflerin verdiği heyecanla koçluk sürecine devam etmek istiyor. Yani susmak, müşteri portföyümün genişlemesine katkıda bulunuyor diyebilirim :)

Siz yaşamınızda susmaya ne kadar yer açıyorsunuz?

Etrafınızda olan biten, hoşlanmadığınız şeyleri görmezden gelip beyninizin unutma mekanizmasına mı atıyorsunuz? Yoksa bunlarla yüzleşme cesaretini gösterip inandığınız duruşu mu sergiliyorsunuz?

Veya yaşamınızda sürekli konuşan taraf siz misiniz? Karşınızdakine konuşması için ne kadar alan açıyorsunuz?

“Gel dese gitsem. Bir kahve alıp yürüsek. O sussa, ben dinlesem.” Anonim

Sevgiyle,