Bildiğim kadarıyla; her ne tür olursa olsun, her ne tür yerde olursa olsun, çalışan insanların yasa gereği çalışmaya arar vererek dinlenme süresidir…
Ülkemizde bizim bildiğimiz Atatürk ilke ve inkılâplarıyla alakası kalmayan maarif sistemimize bağlı okullarımız yasa gereği, 2020 yılı yarıyıl tatiline hafta tatili başlangıcı olan geçtiğimiz cumartesinden itibaren girdi.
Çocuklarımız bu dinlenme sürecini inşallah iyi değerlendirir, aslanlar gibi dinlenmiş olarak ikinci yarıya başlarlar…
Ancak…
Hoca efendiler, bu ara tatili döneminde çocukların camilerimizde açılacak Kuran-ı Kerim kurslarına, camii ve namazı sevdirme adı altında başlatılacak öğretimlere katılmaları için fetvalar verilmeye başladı!
Öğrencilere neden yarıyıl tatili verilmek ihtiyacı duyulmuş?
Mutlaka bunun makul bir sebebi varmış ki; maarif teşkilatı kurulduğundan beri, okullarda bu yarıyıl tatili uygulaması olagelmiş…
Şimdi:
Okuduğu okulda günlük dersleri yorgunluğu yetmiyormuş gibi (hoca efendinin bu daveti üzerine) yürü bakalım camiye…
Neden?
Arap harfleriyle Kuran-ı Kerim öğrenmeye…
Camilerimizde, yavrularımıza bizim harflerimizle, bizim lisanımızla Kuran-ı Kerim okutulsa, öğretilse ve çocuklarımız okuduklarını anlasalar can kurban!
Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’in illa Arapça okunması diye bir şartın olduğunu da sanmıyorum!
Yahu arkadaş, sen eğer çocuğunun dinini imanını tam olarak öğrenmesini istiyorsan? Kuran-ı Keriminin ne olduğunu öğrenmesini istiyorsan; herhangi bir kırtasiyeye gidersini, alırsın bir tane gittiği okulda öğrendiği harflerle yazılmış, yanında da okuduğu ayetin meali yani Türkçesi yazılı Kuran-ı Kerimi…
Verirsin eline çocuğunun, okur okuduğunu anlayarak dinini-imanını, Allah’ın Peygamberini öğrenir…
Arap harfleriyle yazılmış Kuran-ı Kerimi, ne denilmek istendiğini anlamadan, anlamını bilmeden ezberlemiş; bunun senin çocuğa ne faydası olacak, sana ne faydası olacak?
Defalarca yazdım…
Babam rahmetlik Arap harflerini de Latin harflerini de çok iyi bilirdi…
Ninem rahmetlikte koca bir mahallenin Ayşe Hocasıydı… Babam rahmetlik bir gün otur ninenin dizinin dibine de Arap harfleriyle yazılmış Arapça Kuran-ı Kerimi öğren demedi…
Ve şimdi ben Arap harflerini, Arapça Kuran-ı Kerimi öğrenmedim, diye:
Allahın birliğini mi, Peygamber Efendimizin onun kulu ve peygamberimiz olduğunu mu?
Oruç tutmayı ve şartlarını mı? Namaz kılmayı ve şartlarını mı?
Ve namazlarda okunması gereken duaları mı?
Aptes almayı mı?
Günahı sevabı mı?
Cuma ve Cuma namazının faziletlerini mi?
Helal’i-haram’ı ve faizin her türlüsünün günah olduğunu mu?
Ve dinimizin bilmemiz gereken icaplarını bilmiyor muyum?
Çok şükür bunların hepsini ve daha fazlasını büyüklerimden gördüğüm ve de okuduğum ilmihallerden öğrendim…
Bildiklerim; her ‘hocayım’ diyen sözde ulemaların kendilerine göre yorumladıkları ‘dini gerçekler’ değil.
Kuran-ı Kerim’e ve Peygamber Efendimizin günümüze ulaşan Hadislerine göre dini ve imanımı öğrendim!
Bunlar dışında kalanlar teferruat!