‘’Tepkim Suç Değil, Sınırım’’

İnsanların en sevdiği manipülasyonlardan biridir: Sana yapılan saygısızlığa verdiğin tepkiyi problemmiş gibi göstermek.

Onları kıran sözlerini, inciten davranışlarını, yok sayan tavırlarını konuşmazlar; ama sen ses çıkardığın an, birden ‘’abartıyorsun’’, ‘’çok büyütüyorsun’’, ‘’neden böyle tepki veriyorsun?’’ olur.
Oysa kimse durduk yere parlamaz. Bir tepki, kendiliğinden doğmaz. Her tepkinin bir geçmişi, birikmiş bir kırgınlığı, bir görmezden gelinmişliği vardır.
Ama bazı insanlar sorumluluk almamak için sanki suçlu olan sensinmiş gibi davranırlar.
Çünkü senin verdiğin tepkiyi problem ilan ettiklerinde, kendi yaptıklarının sonucuyla yüzleşmek zorunda kalmazlar.
Bu yüzden seni suçlu hissettirmeye çalışırlar. Hatta öyle bir noktaya gelir ki, kendine ‘’acaba fazla mı tepki verdim?’’ diye sormaya başlarsın.
İşte manipülasyon tam da burada tamamlanır.
Hâlbuki gerçek şudur: Sen, gürültü bir insan olduğun için yükselmedin.
İçinde fırtına kopartan, sınırlarını zorlayan muameleyi artık görmezden gelemediğin için konuştun.
Bir insanın tepki vermesi, onun taşkınlığı değil, karşısındakinin sınır tanımayışının sonucudur.
Seni susturmak isteyenler bunu bilmezden gelir.
Çünkü sen sustuğunda onlar rahatlar, senin sesin onların aynasına çarpınca yüzleşmek zorunda kalırlar.
Tepkin, suç değil; kendine saygındır.
Sınır koymak kabalık değil; öz değerdir.
Senin sesin problem değil; problemin yankısıdır.
Bu yüzden seni suçlu hissettirmelerine izin verme.
Çünkü o tepki, bir gün bir yerde patlamak için değil, kendini korumak ve görünmez olmaya zorlayan muameleyi durdurmak için doğdu.
Ve bazen en büyük güç, seni susturmaya çalışanlara rağmen kendini duyurabilme cesaretinde gizlidir.