ÜÇ KESİM (1)

Sanki ülkenin devletin sırtında kamburmuş gibi  bitirilmek isteniyor.Birinci kesim sadece emeğiyle çalışan küçük esnaf sanatkar kesimidir. Bu kesim meslegini icra ederek , halka hizmet veren, büyük sermeyenin ürettiklerini işleyerek  halkın tüketimine yardımcı olanlar. Halkın zarüri ihtiyacı olan,berberden terzisine ve tekstilden, bazı gıda maddelerini halka yansıtan küçük işletmeler...

Son on yıl içerisinde durmadan kepenk kapatmaya başlamdılar. Çünkü girdiler ile kiralar ve devletin ve  belediyelerin getirdiği yükü kaldıramaz, nerdeyse yardıma muhtac duruma düşürüldüler. Devletin destek veriyoruz dedigi ,Kobi’ler ile büyük işletmelere sağlanan hiç bir şeyden faydalanmadığı gibi gittikce de,yok olup borc batağına düştüler. 

Halbuki, küçüğün olmadığı yerde büyüğün, başarılı olamayacağını bütün kesimler iyi bilirler. Tıpkı bir çocuğun büyüyüp ergenlik ve yetişginlik çağları gibidir. Bu kesimler devlete yük olmadığı gibi kendi yağında kavrulan, az da olsa her türlü vergiler ve harcamalarla devleti ayakta tutanlardır. Bir deyim vardır damlaya, damlaya göl  olur. Bundan dolayı devleti yönetenlerin bu kesimlere bakış açısını değiştirip kalkınmaları ve ayakta kalmaları için bir iyileştirmenin yapılması gerekir.

İkinci kesim ki son beş yıldır sanki ülkeyi, borca harca sokan, ülkedeki her türlü olumsuzlukların bunlar tarafından yaratıldığı intibası yertleştirilmiştir. Ülkede ne kadar mafya çete, terör varsa onları bunlar yaratmış gibi, bu güne kadar ülkenin bel kemiği cumhuriyetin bekçisi olmuş ,TSK’dır...  İşte bu kesimi de yok etmke için çıkarılan yasalarla yetkilerinin elinden alınması ve son olarak,ülkenin savunmasını dahi başka bir güc oluşturarak oradanda soyutlamak maksadı ile, 35’nci maddeninde değiştirilmesi sonucu, asker yerine,özel güvenlik birimlerimi oluşturacaklar.Tıpkı şu an halkın üzerine balyoz gibi inen yeni iktidar polisleri gibi.

O zaman cumhuriyetin polisleri yerine,Padişahlık zamanında olduğu gibi Zabit Askerleri mi getirecekler?  Tabi zabit askerlerinin geçmişini şu anki nesil bilmez. Çünkü tarih kitaplarındanda adını kaldırmışlar. Onlar sadece kendini yönetenlere hizmet eder halkın üstünde baskı oluşturanlardı. Gezi olaylarındaki belediye Zabıtalarının yaptığı gibi zaten zabıtada adını zabit askerlerinden alınmıştır. Bu gün belediyelerin şişirdikleri zabıta kadroları bunu andırıyor. İşteaskerin yetkileri kısıtlanırken, yeni güçlerin oluşamasın altında yatan gerçekleri ileride göreceğiz.Üçüncü kesim, Bağkur: Emeklileri.

Bir sonraki yazımda devam edecek.