ÜLKE ALMA, KOMŞU ÜLKE AL

Yeni ev alacak kişiler önce çevreyi araştırırlar. Semt sakinleri nasıldır, komşular nasıldır. Çünkü ailenin, kişilerin, birlikte yaşadığı kişiler ve ortam önemlidir. O kişilerle aynı havayı soluyacaklardır. İster ki ağladığı, üzüldüğü, güldüğü konular ortak olsun. Kişilerin kapısını rahat çalabilsin. Bunun içindir ki komşusundan hoşnut olan kişiye “ev alma, komşu al” derler.

 

Ev alırken ekonomik gücün elverdiği kadarıyla evi ve komşuyu seçmek hakkınız vardır. Olmasa bile en kötü ihtimal, komşu iyi ise görüşülür, değil ise araya sınır koyulur. O kadar.

 

Ya ülkeler…

 

Ülke, atalarımızdan bize bırakılmış emanettir. Komşu ülkeleri de atalarımız bırakmıştır. “Ülke alma, komşu ülke al”, gibi bir söz de yok. Ama komşu ülkeyi almayı, onu dost edinmeyi de bilmek gerekiyor.

 

Ülkeleri yönetenler her koşulda, kendi ülkelerinin iç ve dış huzurunu, çıkarlarını tüm değerlerin önünde tutarak, korumak ve kollamak mecburiyetindedirler.  Öyle ki yurdun en ücra köşesinde bir vatandaşın burnu kanar, herhangi bir kaygısı ve güvensizlik duygusu var ise ülkeyi yönetenler bu olumsuzlukları anında fark ederek sorunu çözerler. Olumsuzluklar çözülene kadar da gözlerine uyku girmez, boğazlarından lokmaları tatlı geçmez.

 

 

Ülkeyi yönetenler uyuyor mu, uyumuyor mu? Lokmasını tatlı mı yiyor, tatsız mı yiyor? Bunları bilemiyorum. Ama vatandaşın huzuru yok. Vatandaş uyumuyor, lokması da tatlı değil.

 

Ondört yaşındaki ilköğretim öğrencisi sınıfta öğretmenini bıçaklıyor. İzmit’te yol kenarında bir kadın cesedi bulunuyor. Öldürülen onlarca öğretmene Nazire ve Serpil  öğretmenler de katılıyor.

 

Hastasına iyi bakmadığı suçlaması ile hastanede doktor dövülüyor, öldürülüyor. Çocuklara tecavüz ediliyor.  Sokaktaki kişilerin çantası, bilgisayarı çalınıyor. Yaz sıcağında insanlar camlarını hırsız girmesin diye kapatarak uyuyor.

 

Gün yok ki medyadan şehit haberi duyulmasın. Hem de onlarca şehidin haberi duyuluyor.

 

Yıllardır bitmeyen terör illeti!

 

Komşu ülkelerle olan sorunlar! Bir de savaş çıkacak korkusu, kaygısı! Vatandaşta ne tat koydu ne de tuz.  İnsanlar geleceğini göremiyor. Oğlunu askere gönderirken yüreği titriyor; acaba sağ olarak terhis olacak mı?

 

Acabalar o kadar çok ki, ne olduğunu anlayamadığımız her olay acaba ile başlıyor sorulmaya, anlatılmaya.

 

Benim birinci acabam: Acaba kapısını çalacağımız komşu ülkemiz var mı?

 

Sevgiyle