USTANIN ARDINDAN…

 

(Mehmet Hayri Özkeçeci’nin ardından….)

1998 temmuz…

Futbol sevdalısı bir genç olarak her gün köşedeki gazete bayisi sahibi arkadaş ile Gaziantepspor sohbetleri yapıyoruz.

“sen bayağı ilgilisin ve yorumlarında güzel, köşe yazmak ister misin dedi bana gazete bayisi sahibi arkadaş…” o yıl başladı köşe yazısı ile tanışmam. İlk adımı Kenan abi sayesinde attım bu camiaya…

Bir yıl sonra başka bir gazeteye geçtim…

O tarihte ilk merhabamı yaptım USTAM ile…

Gülen yüzü, babacan tavırları ve en önemlisi olaylara akılcı ve detaycı yaklaşımı beni çok etkilemişti…

Bazen gaza gelip taraftar misali cümleler kurduğumuzda kırmadan, dökmeden uyarır, bazen ve hatta çoğunlukla bizim görmediğimiz detayları görüp konuyu doğru yere çekerdi…

Sonra AİLE olduk…

Hem de tam anlamı ile. Mehmet, Selim, Fatih kardeşim, Cevdet, Mustafa abilerim, Ayşe ablam oldu sayesinde….

Ben ona hep; Baba yarım nasılsın diye hitap ederdim, elini öpmeye uzandığımda o kendine has hareketi ile alnıma dokunur, güler ve mütevazi bir şekilde “berhudar ol evlat” der koyu sohbetlere dalardık…

Bir insan her konuda doğru yol gösterici olabilir mi? Evet ben onunla keşfettim bunu.

Hani Karıncayı incitmemiştir dediğimiz insanlar vardır ya işte o isimlerin en başına yazılacak isim onun adıydı…

Gaziantep’e ve Gaziantepspor’a olan sevdası ise bambaşkaydı…

Bazen komiklikler yapar “lan sen beni geçtin ha derdi”…

Bende boynuz kulağı çeker belki ama duyamaz abi derdim gülüşürdük…

Onunla ilgili anlatılacak o kadar çok şey var ki…

Ve dün sabah…

Sabahın o kör saatinde gelen ve kahreden mesaj…

Ustamı kaybetmiş olmanın dayanılmaz acısı…

Oysa bir gece önce gayet iyi demişlerdi, hatta görüntülü konuşmuş ve el sallamıştı Mustafa’ya…

Ah be USTAM hem bizi hem sevenlerini yalnız bırakıp erkenden göçüp gittin.

 

 

 

Şimdi ;

Köşe yazıların öksüz,

Gaziantep öksüz,

Biz öksüz

Sevenlerin öksüz kaldı….

 

Hep aklımda olacaksın USTAM.

Ruhun şad, mekanın cennet olsun..