623 yıl ömür süren Osmanlı Devleti’nin otuz altıncı ve son hükümdarı VI. Mehmet Vahdettin Kurtuluş Savaşının zaferle sonuçlanması üzerine Kurtuluş Savaşına destek olmama, Anadolu’nun savunulmasına cephe alma ve İtilaf Devletleriyle birlikte hareket etme nedenleriyle meclis kararıyla 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla tahtından indirildi. Artık padişah değildi. Sadece halife unvanına sahipti. Vahdettin bu koşullarda İngiltere’nin desteğiyle ülkeyi terk etti. 16 Kasım 1922’de İngiliz yardımıyla Malta’ya gitti ve sürgün hayatı başladı. Vahdettin’in ülkeyi terk etmesi ve özellikle İngiltere’ye sığınması tartışma konusu oldu, vatan hainliği ile suçlanmasına yol açtı. Peki, Vahdettin ülkeyi neden terk etti?
İstanbul’un işgalinden sonraki dönemde Sultan Vahdettin’in İngilizlerle ilişkilerinde tek konu şahsi güvenliğinin sağlanması konusuydu. Bu konu milli mücadelenin başarıya ulaşmasından sonra daha da önem kazandı ve hükümdarın İstanbul’da kalıp kalmaması tartışması başladı.
Sultan, İngiltere’ye sığınma talebinde bulundu. İstanbul’daki işgal Kuvvetleri Başkumandanı General Harington’a hitaben mektup yazarak İstanbul’da hayatının tehlike olması gerekçesiyle İngiliz himayesini istedi. Gitme nedenini kendisi şöyle anlatır: ‘’ 2 Kasım itibariyle saltanat makamının kaldırılmasından sonra beliren elim vaziyet artık tamamen ortaya çıktı. Bu hain karar aslında bölünemez olan saltanat ve hilafeti devletin cisminden ve hükümetin hikmetinden ayırdı. İslam âleminin dayanağını anlamsız bir söz haline getirerek hilafet merkezini de tehlikeli bir sahaya sürükledi. Böylelikle gücünden ayrılmış çıplak bir hilafeti ret veya kabul etmek mecburiyetinde ve Anadolu’ya saldırıları defetmeye memur eylediğim Mustafa Kemal’in karşısında kaldım. Kendimde böyle bir hilafet biçimine ne karşı koyma ne de baş eğme imkânını görmeyerek kamuoyunda sükûn ve durumda açıklık belirinceye kadar geçici olarak tehlikeli bölgeden ayrılmaya karar erdim. ‘’ Bununla birlikte Vahdettin, her fırsatta kaçmadığını geri dönmek üzere gittiğini dile getirmiştir.
Vahdettin’in torunu Hümeyra Özbaş, onun gidişi için:’’ Kovulacağını biliyordu, padişah atıldı dedirtmemek ve memlekete bir mani teşkil etmemek için kendi arzusuyla gitti.’’ demiştir. Ayrıca ‘’korkup gittiğini sanmıyorum. Zaten hastaydı ve tek ciğerle yaşıyordu. Ama resmen azledilmesinin üzerine bir de atılma ihtimali ona çok ağır gelmişti herhalde. Memleketini yeni rejim için terk etti, yerini yeni rejime bıraktı.’’ şeklinde konuşmuştur.
İngiliz basını ise Vahdettin’in hayatına kastedilmesinden korkmasını, Mustafa Kemal Paşa ile Ankara Hükümeti’nin ileride kendisini yargılamak istedikleri yolundaki haberleri kaçış nedeni olarak göstermiştir.
Sultan Vahdettin, İngiliz Generalinden yardım istemesinin gerekçesi olarak da Harington’un İtilaf ve İşgal Kuvvetleri Başkumandanı sıfatı taşımasını gösterir. İngiliz himayesini istemesinin nedeninin ise Kral George’nin birçok Müslüman tebaaya hükmetmesi olduğunu söylemiştir.
Kaynaklar
Bardakçı, Murat. Şahbaba. Everest yayınları. Şubat 2015