Silahlı tehdit sonrası önlem alınması elbette doğru. Kimse meclis salonunda bir güvenlik zafiyeti yaşansın istemez. Ama asıl soru şu: Sorun kapıdan giren metal mi, yoksa içerideki üslup mu?
Basının salona sınırlı alınması çözüm mü?
Sorun basının gelmesi mi?
Yoksa sorun, meclis üyelerinin kendi davranışları mı?
Gazeteciler yaşananı yazar. Görüntüyü kamuoyuna taşır. Aynayı kırarak yüzünüzdeki lekeyi silemezsiniz. Eğer mecliste gerginlik, tehdit ve düzensizlik yaşanıyorsa bunun sorumlusu kameralar değil, o atmosferi oluşturanlardır.
X-ray cihazı silahı yakalar.
Ama öfkeyi yakalayamaz.
Gerilimi filtreleyemez.
Siyasi nezaketsizliği engelleyemez.
Gerçek güvenlik, kapıdaki cihazdan önce kürsüdeki dilden başlar.
Şeffaflık, basını sınırlamakla değil; eleştiriye tahammül göstermekle sağlanır.
Eğer meclis üyeleri birbirine saygı gösterir, şehir meselelerini kişisel polemiklere dönüştürmezse; ne X-ray’e ihtiyaç kalır ne yasaklara.
Sorun güvenlik açığı değil, siyasi olgunluk açığıysa; çözüm teknik değil ahlakidir.
Şehitkamil’de bugün asıl konuşmamız gereken şu: Kapıları mı kontrol ediyoruz, yoksa kendimizi mi?