Gazetelerde “Laleler mezarlıkları süslüyor” haberini gören G.T. isimli bir bayan okuyucum telefonla beni arayıp “Lütfen birlikte Asri Mezarlığa gidelim. Oradaki yabani otların diz boyu olduğunu size göstereyim. İstanbul’da Musevi ve İsevilere ait mezarları dolaştım; bir ota bile rastlamadım. Her taraf çiçeklerle bezenmiş” dedi.
Okuyucuma, her hafta mezarlığa gittiğimi; mezarlığın nasıl olduğunu bildiğimi söyleyip, dileğini yerine getireceğimi söyledim.
xxx
Birlikte Asri Mezarlığa gittik.
Resimde gördüğünüz gibi mezarlığın her tarafı kurumuş otlarla dolu ve çok çirkin bir manzara arz ediyordu.
Ancak, birinci kapıdan girişin sol tarafına 40-50 metrelik mesafedeki, mezarlığın on binde bir kadar yer çimlerle kaplı idi.
Bunun dışındaki diğer yerlere neden böyle özen gösterilmediği, mezbelelik haline terk edildiğine bir türlü anlam veremedik.
xxx
Yabani otlar, mart ayında yeşermeye başlar; sonra tohumları oluşur ve kuruyunca tohumlarını toprağa döker ve neslini devam ettirir.
Belediye mezarlıklardaki bu yabani otları, henüz tohuma dönmeden toplatabilir. Eğer buna gücü yetmezse, yılın belli günlerinde “Mezarlıklarımız Güzel Olmalı” sloganı ile çağrı yaparak, vatandaşların mezarlıklarda toplanmasını ve elbirliğiyle mezarlıklarımızın güzelleşmelerini sağlayabilir.
xxx
Haberde, lalelerin, mezarlık alanlarının çevre düzenlenmesine ve daha iyi bir görüntü oluşturmasına katkı sağlayacağı; Botanik Bahçesinde yetiştirilen ve kentin değişik yerlerine dikilen lalelerin, her yıl sökülerek mezarlık alanlarında değerlendirileceği; böylece zaman içinde Gaziantep’teki tüm mezarlık alanlarının lale bahçesine dönüştürülmesinin planlandığı bildiriliyor.
Okuyucum diyor ki:
“Peki, Orhan Bey, sizin de gördüğünüz gibi, diz boyu otlarla, o güzelim rengârenk laleler nasıl bağdaşacak? Önce bu yabani otlardan kurtulmak gerekmez mi?”
Vatandaşın dileği ilgililere duyurulur!
xxx
Günün birinde Hoca, eşeğine binmiş; dah çüş, dah çüş sürüp gidiyormuş. Yolda can-ciğer bir ahbabına rastlamış. Şöyle ayak üstü hoş-beşten sonra:
“Korkma Hocam, kuyruğuna takılıp da gelmem; gene böyle nereye?” diye sormuş.
Hoca da:
“Allah nasip ederse, Cuma namazına!” demiş.
O zaman adam, şöyle aklını yokladıktan sonra:
“Efendi, günleri karıştırmış olmayasın. Benim bildiğim bugün Salı! Böyle, günlerden…” demeye kalmamış, Rahmetli, altındakini göstererek, şu cevabı vermiş:
“Bu gidişle beni Cumaya yetiştirebilirse bu, gene ne ala; elimi öper başıma korum.”