Yanlış Masada Doğru Sandalyeyi Aramak

Bazen hayatın en büyük yorgunluğu, yanlış yerde doğruyu aramaktan gelir.
Sürekli sandalye arıyorsan… Belki de sorun sandalyede değildir. Belki de oturmaya çalıştığın masa sana ait değildir.
İnsan, çoğu zaman eksik olanı tamamlamaya çalışır. Eksik bir sevgiyi, yarım bir saygıyı, kırık bir iletişimi…
Biraz daha sabredersem düzelir der.
Biraz daha verirsem anlaşılırım der.
Biraz daha susarsam kavga çıkmaz der.
Ama bazı masalarda ne kadar iyi bir sandalye bulursan bul, rahat edemezsin.
Çünkü mesele konfor değil, uyumdur.
Yanlış insanlarla kurulan ilişkilerde, ne kadar anlayışlı olursan ol ‘’fazla’’ olursun.
Ne kadar susarsan sus ‘’yanlış’’ anlaşılırsın.
Ne kadar emek verirsen ver ‘’yetersiz’’ kalırsın.
Ve bir süre sonra insan kendini sorgulamaya başlar:
‘’Ben mi sorunluyum?’’
‘’Ben mi eksik seviyorum?’’
‘’Ben mi yanlışım?’’
Hayır.
Belki de sadece yanlış masadasın.
Doğru yer, seni eksiltmez.
Doğru insan, seni sürekli açıklama yapmaya zorlamaz.
Doğru ortamda, var olmak için savaşmazsın… Sadece olursun.
Bazı insanlar hayatımıza ‘’oturalım’’ diye değil, ‘’kalkmayı öğrenelim’’ diye girer.
Ve en büyük fedakârlık şudur: İnsanın huzuru, doğru sandalyeyi bulmakta değil, doğru masaya geçmeyi cesaret edebilmesindedir.
Unutma; sürekli yer arıyorsan, belki de problem ayakta kalman değil, yanlış sofrada oturmaya çalışmandır.