Yargılayan İnsanların Kibri

İnsanların en kolay yaptığı şey yargılamak. Çünkü anlamaya çalışmak emek ister, empati ister, vicdan ister. Ama yargılamak? Bir bakışta, iki cümlede, üç kulaktan dolma bilgiyle hemen yapılır. Kimse kimsenin yükünü taşımadan, hikâyesini bilmeden, geceleri neyle savaştığını görmeden hüküm dağıtır. Sanki herkes kusursuzmuş gibi…

Bir insanın hayatını dışarıdan izleyip karakter analizi yapmak kadar kibirli bir davranış yoktur. Çünkü insanlar sonuçları görür ama sebepleri bilmez.

Bir kadının neden sessizleştiğini bilmeden ‘’soğuk’’ derler. Bir adamın neden yorulduğunu anlamadan ‘’değişti’’ derler. Kimse kimsenin iç savaşını görmez ama herkes hâkim kesilir.

Oysa hayat, uzaktan göründüğü kadar kolay değildir. Her insanın içinde kırılmış bir çocuk, susmuş bir cümle, sakladığı bir yara vardır. Ama yargılayan insanlar bunları görmek istemez. Çünkü anlamak yerine etiketlemek daha kolay gelir onlara. ‘’Şımarık’’, ‘’egoist’’, ‘’fazla duygusal’’, ‘’soğuk’’, ‘’kibirli’’… İnsanları tek kelimeye sığdırmaya çalışırlar. Hâlbuki insan dediğin şey bir kelimeye sığmaz.

En acısı da şudur: Yargılayan insanlar çoğu zaman kendilerine hiç bakmazlar. Başkasının hayatına büyüteç tutarken kendi karanlıklarını perdeyle örterler. Çünkü bazı insanlar başkalarının hatalarını konuşarak kendi eksiklerini unutturmaya çalışır.
Ben yargılayan insan tipini bu yüzden sevmem. Çünkü merhameti azdır onların. Dilemek yerine suçlarlar. Anlamak yerine küçümserler. Ve en kötüsü de şudur: Bir gün kendileri aynı yoldan geçtiğinde, zaman onlara hayatın ne kadar büyük bir öğretmen olduğunu sessizce gösterir.

İnsan dediğin biraz vicdan taşımalı. Herkesin savaşını bilemezsin. Herkesin yükünü göremezsin. Bazen bir insanı eleştirmeden önce dönüp kendine bakman gerekir.

Çünkü bazı insanlar konuşur, bazı insanlar anlar. Ve dünyayı hala yaşanabilir yapanlar, yargılayanlar değil; anlamaya çalışanlardır.