Oysa belki de yapılması gereken tam tersidir.
Birinin size “ha varmış ha yokmuş” gibi davranması, aslında bir mesajdır. Bu mesaj çoğu zaman sözlerle değil, davranışlarla verilir. Öncelik olmadığınızı, hayatında net bir yerinizin bulunmadığını, hatta belki de sizinle kurduğu bağın onun için hayati bir anlam taşımadığını anlatır. Bu noktada insanın kendi kendine sorması gereken soru şudur: Ben neden kendimi bu kadar görünür kılmaya çalışıyorum?
Çünkü görünür olmak, değer görmekle karıştırılır çoğu zaman. Oysa değer, birinin sizi ne kadar sık düşündüğüyle değil, sizi ne kadar net bir yere koyduğu ile ilgilidir.
İşte tam bu noktada denge devreye girer. Eğer biri size belirsizlik sunuyorsa, ona netlik borçlu değilsiniz. Eğer biri sizin hayatınıza yarım yamalak dâhil oluyorsa, siz de onun hayatında tam kadro yer almak zorunda değilsiniz. “Bir varmış bir yokmuş” gibi davranmak, bir oyun oynamak değil; aksine kendi sınırlarınızı korumanın en sade yollarından biridir.
Bu tavır, intikam değildir. Soğukluk da değildir. Bu, sadece aynayı tutmaktır. Karşınızdaki insanın size sunduğu ilişki biçimini, abartmadan ve eksiltmeden geri yansıtmaktır.
Çünkü sürekli “var” olan taraf olmak yorucudur. Hep ulaşılabilir olmak, hep anlayan olmak, hep telafi eden olmak… Bunlar zamanla insanın kendi değer algısını aşındırır. Oysa bazen geri çekilmek gerekir. Bir adım değil, gerektiğinde birkaç adım.
Şunu unutmamak gerekir: İnsanlar size nasıl davranabileceklerini, sizin izin verdiğiniz ölçüde öğrenirler. Eğer biri sizi ihmal ettiğinde hâlâ aynı sıcaklıkla karşılık buluyorsa, bu davranışın değişmesini beklemek saflık olur. Ama aynı belirsizlikle karşılaştığında, sizin de aynı mesafeyi koruduğunuzu görürse, o zaman bir şeyler fark etmeye başlar.
Ve belki de en önemlisi şudur: Herkes hayatınızda kalmak zorunda değil. Bazı insanlar gerçekten sadece “bir varmış bir yokmuş” hikâyesinin karakteridir. Gelirler, bir şeyler öğretirler ve giderler.
Sizin göreviniz onları tutmaya çalışmak değil, onların size bıraktığı boşluğu nasıl doldurduğunuzu fark etmektir.
Bazen en güçlü duruş, birinin hayatında eksilerek var olmaktır.