Özgürce…
Yeni yıl, yeni umutlar mı?
Eski yılın son günlerinde kendimize hedefler koyarız. Bu koyulan hedeflere genelde ulaşamayız. Şartlar, yaşanan sıkıntılar bize bir türlü bu değişim şansını veremez. Yeni yıldaki hedefler ve beklentiler aslında değişim isteğidir. Değişimin ilk adımı değişimde kararlılıktır. Değişim sözden ibaret değildir, istek ve kararlılık gerektirir.
Yeni yıl hedeflerini eski yılın son günlerinde koymak, umudun hayal kırıklığına dönüşeceğinin habercisidir. Hazırlık yapılmadan kurulan hayaller yıkılmaya mahkûmdur. Düşünsenize, hafta sonu çok yiyip, pazartesi başlanan diyetler hiç başarıya ulaştığı görülmüş müdür?
Kararlı olmak gerekir. Yeni yıl temennileri nasıl başlar. “Yeni yılın size ve ailenize…” diye başlayan umut dolu cümleler…
Unuttuğumuz şey ise, yeni yıl bir şey getirmez. Biz kendi kendimize getiririz. Ama yeni yıldan beklemek umudu artırır. Gerçekleşmez ise “ben değil o yaptı” düşüncesi oluşur. Bir nevi kendimizi rahatlatmadır. Aslında her şeyi kendimizden bekleyeceğiz. Kendimizden değil, “ötekinden beklediğimiz sürece, umutlar hayal kırıklığına dönüşür.
Yeni yıla değil, kendinize inanın…
Özgür ZOR
/////
H
BEKLEMEK
Birini birine götüren bu tren,
Birini birine getiren bu tren,
Birinden birini almış ayırmıştır,
Çekip koparmıştır birini birinden.
Ben hangisi oldum, ilkin trene sordum,
Sana, ona ve bir de kendime sordum.
Gündüzün gecede okunduğu anda
Ben kimse gelmesin diye bekliyordum.
Özdemir ASAF
/////
Gülümse
5 Kuruş
Nasrettin Hoca yolda yürürken, biri ensesine öyle bir vurmuş ki, nerdeyse yere düşecekmiş, hiddetle dönüp bakmış; karşısında tanımadığı genç bir adam. Nasrettin Hoca sormuş:
- "Ne cüretle vuruyorsun!.."
- "Özür dilerim hocam, sizi birine benzettim, küçük bir hata yaptım, ama siz pireyi deve yaptınız.
- "Yürü o zaman, kadıya gidiyoruz!"
Gitmişler kadıya, ikisini de dinleyen kadı efendi, Nasrettin Hoca'ya vuran gencin akrabasıymış. Kadı efendi, Nasrettin Hoca'yı yumuşatıp, akrabasını kurtarmaya çalışmış:
- "Hoca, hislerini anlıyorum. Bu durumda herkes aynı şeyi hissederdi. Şimdi bu genç adam kendine bir tokat atsa, kabul eder misin?"
Nasrettin Hoca ısrar etmiş:
- "Olmaz, mahkeme yapılsın."
Kadı efendi, bunun üzerine akrabası olan genç adama dönüp kararını vermiş:
- "Ceza olarak Nasrettin Hoca'ya 5 kuruş ödeyeceksin, hemen gidip getir!.."
Nasrettin Hoca, para almaya giden genc adamın dönmesini beklemiş. Bir saat geçmiş, iki saat geçmiş, ama genç adam ortalıkta gözükmüyormuş.
Mahkeme kapısının kapanma saatine kadar bekleyen Nasretti Hoca, kadı efendinin ensesine okkalı bir tokat indirdikten sonra demiş ki:
- "Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyememem, gelirse söyle ona; 5 kuruşu sana versin!.."
/////
Kulağına küpe olsun
Bir insanın aklının biraz kıt olduğunu, en iyi, başkalarına zarar vermeden espri yapamamasından anlarsınız.
Fernando Pessoa