Kabak tadı vermedi mi?
Yediğimizde, içtiğimizde, sohbetimizde her şeyimizde hep olduğu gibi bu defada bütün dert dava dershane… Bilirsiniz biz de bir de bu var. Kukumav kuşu gibi bellediğimizi beller tekrar edip dururuz. Unutmak istesek, bıkkınlık getirsek ortam ona müsaade etmez. Sakız gibi çiğner dururuz.
***
Zamanında bende karşı çıkmıştım. Bu dershane mantığı ne demiştim. Fakir zengin ayrımını körükler demiştim. Ayrımcılığa yol açar demiştim de demiştim.
Ama görüldüğü üzere denildiği gibi olmadı. Zaman bu olmaz denilen olumsuzlukları öyle bir harmanladı ki bu gün ne ayrımcılık kaldı, ne başka bir şey.
Dershanecilik günümüzde bir sektör, eğitim sistemimizin bir parçası, tamamlayıcısı oldu.
Şu zamanda zengin fakir diye bir ayrışma kalmadı. Oğlunu ya da kızını okutmak isteyen, evladının bir yerlere gelmesini hayal eden; bu hayalinin gerçekleşmesi için elinden geleni hatta fazlasını yapan nice yoksul ana baba yemiyor, içmiyor, giyinip kuşanmıyor oğlunu ya da kızını dershaneye gönderiyor.
Bundan kime ne?
Alan memnun satan memnun…
***
Ama kazın ayağı sanıldığı gibi öyle değil…
Temelde çıkar çatışması, menfaatlerin zarar görmesi yatıyor.
Her şeyde de bu böyle değil mi? Menfaatlere helal geldiği an dünün can ciğer kuzu sarması arkadaşlıkları, yandaşlıkları bir anda onulmaz düşmanlıklara dönüyor.
***
Günümüzde de bu dershanelerin bir devlet politikası(!) olmasının altında bu yatıyor.
Sen – ben çekişmesi… Sen güçlüsün ben güçlüyüm mantığı, kaprisi.
Bu arada da olan sana bana; kendilerinin davasıyla hiçbir ilgisi alakası olmayan garibanlara oluyor.
***
Hani bir söz var. “Ağlayanın malı gülene hayır etmez.” Diye.
Bu mevzudan:
Dershane sahipleri mutsuz,
Dershane çalışanları (öğretmen, temizlikçi, kantinci, şu bu) mutsuz,
Dershane öğrencileri (zengin çocuğu gide bilen fakir çocuğu),
Dershaneye çocuklarını gönderen ana baba tedirgin, rahatsız…
Böyle bir camiayı bu hala getirmeye kimin ne hakkı var? Bırakın herkes hür iradesiyle istediğini yapsın.
Sizlerin kaprisleriniz uğruna bigünah inanlar tedirgin olmasın.
***
Bu konuda hükümet cephesinde bir yumuşama var gibi amma… İşte bu amma ya dikkat.
Başbakan halen benim dediğim olur. Bu dershaneler kapanacak diyor.
Milli Eğitim Bakanı konuyla ilgili birimlerle görüşeceğiz onlarında düşüncelerin öğreneceğiz sonra karar vereceğiz diyor ki; bakalım Bakan bey de Sayın Arınç’ın durumuna düşer mi?
***
Ancak…
Bakan beyin görüşeceği dershanecileri, öğretmenleri, ana-babaları, öğrencileri kimler ne şekilde belirleyecek?
Yani Bakan Bey canının istediğiyle mi görüşecek.
Yoksa canı isteyen herkes mi – tarafsız – bakan beyle görüşecek?
Önemli olan bu.
Ve bunu hep beraber göreceğiz…