Sanki artık kimse ‘’ne demek istedin?’’ diye sormuyor. Herkes, anlamak yerine yorumlamayı seçiyor. Oysa insanın hayatında bir kişi bile olsa yeter… ‘’Ben onun yüreğini biliyorum’’ diyebilen biri. Çünkü yürek bilmek, kelimelerden öte bir şeydir. Birinin ses tonunda, susuşundan, gözlerinin doluşundan niyetini anlayabilmektir.
Yanlış anlamaya müsait bir cümlede bile, doğruyu görebilmektir. Kusur aramak yerine, kalbin tarafında durabilmektir.
Bugün ilişkiler neden bu kadar yorucu biliyor musun? Çünkü herkes tetikte. Herkes bir şeylere alıngan, herkes biraz kırgın, herkes biraz hazır bekliyor yanlış anlamaya.
Ama sevgi böyle bir yer değil. Sevgi, zorlaştırmaz. Sevgi, yük bindirmez. Sevgi, ‘’acaba ne demek istedi?’’ diye insanı gecelerce düşündürmez.
Sevgi rahatlatır. Sevgi, yumuşatır. Sevgi, insanın içini ‘’ben burada güvendeyim’’ duygusuyla doldurur.
Hayat bazen yeterince zor. İş, sorumluluklar, geçmişin yükü, geleceğin kaygısı… Bir de insanların yanlış anlamalarıyla, gereksiz alınganlıklarıyla, bitmeyen ego savaşlarıyla uğraşmak zorunda kalmamalı insan.
Bu yüzden artık bir seçim yapmak gerekiyor: Kusur arayanlarla mı yürüyeceğiz, yoksa kalbimizi bilenlerle mi?
Toksik insanlar, seni kendine yabancılaştırır. Sürekli kendini açıklamak zorunda bırakan, niyetini ispat ettiren, seni yoran herkes… Aslında senin hayatına ait değildir. Onlar, senin ışığını değil, gölgeni büyütür. Ama bir de öyle insanlar vardır ki…
Yanında kendin olursun. Cümlelerini düzeltmek zorunda kalmazsın. Yanlış anlaşılmaktan korkmazsın. Çünkü bilirsin: O, senin kalbini görüyor.
İşte insanın asıl zenginliği de burada başlar. Kalbini bilen insanların varlığında.
Belki çok kalabalık olmayacak hayatın. Belki herkes kalmayacak. Ama kalanlar…
Senin yüreğini bilenler olacak.
Ve o zaman anlayacaksın: İnsan, kalabalıklarla değil, doğru kalplerle hafifler.
Herkes seni anlamak zorunda değil ama birinin seni gerçekten anlaması, bütün yanlış anlaşılmaları unutturacak kadar kıymetli.