Günde 5 dakikanızı sadece 5 dakikanızı gülümsemeye ayırın…
Günde sadece 5 dakikanızı gülmeye ayırabilmek, zamanın tadını çıkarabilmektir. Yaşanan olumsuz hayata karşı bunlar nasıl oldu diye düşünecek zamanımız yok. Ne olduysa oldu. Zaman artık para birimi oldu. Onu kazanıp onu harcıyoruz. Her şeyin parayla döndüğü dünya da gülümseyebilmek içinizdeki patlayan fişekleri ortaya çıkarmak gibi bir şeydir. Para sadece mutlu olabilmek için kazanılsa, gülümseyen çok insanlar görürdünüz çevrenizde…
***
Zaman kavramı kolumuza taktığımız saat gibi algılanmamalı. Zamana karşı planlar yaparken, hayaller kurarken ve yaşarken gülümseyebilmeyi bilmiyoruz. Gülümsemeye alışmak ve gülebilmek, aç ruhumuzu tok tutar. Zamana karşı, 5 dakika da olsa gülümseyin. Bu gülümsemeler bir süre sonra yüzünüzde bir bütünlük oluşturacak. Sabah uyanın ve hiçbir nedeni olmayan şeylere bile gülümseyin. Hem çevreniz hem de siz gülümseyerek şarj olun. Zaman karşımıza her şeyi çıkarır. Önemli olan çıkan engellerde o engeli nasıl geçtiğimiz değildir.
Ruhen nasıl atlattığımızdır…
***
Düşünün…
Zamanı herkes farklı farklı açıklamalarla tanımlıyor. Aslında zaman denen bir şey yoktur. Zaman kavramı beynimize öğretilmiş bir kavram. Bu durumu şu örnekle de açıklayabiliriz. Yeni doğmuş bir çocuğa daha küçük yaşlarından itibaren pembe camlı bir gözlük taktığımızı ve asla çıkarmadığımızı düşünelim. Çocuğa ağaç ne renk diye sorduğumuzda bize “pembe” diyecektir. Çünkü ağaç imgesi zihnine düşerken gözlük tarafından filtrelenecek ve bozulmaya uğrayacaktır. İnsanın zihni de bir tür filtreleme yapmakta ve orijinal ağaç görüntüsünü deforme etmektedir. Yani biz dış dünyayı olduğu gibi algılamayız, dış dünyayı kendimize uydurur, zihnimizin anlayabileceği şekilde değiştiririz. Eğer bu tür bir değiştirme olmasaydı dış dünyayı algılıyor olamazdık.