Gaziantep’te iş kazası geçiren işçiler ile iş cinayetlerinde yakınlarını kaybeden aileler bir araya geldi. Emek Partisi’nin 27 Nisan’da Meclis’te gerçekleştireceği iş kazaları ve iş cinayetleri buluşması öncesinde, Emek Partisi Gaziantep İl Örgütü’nün çağrısıyla düzenlenen toplantıda işçiler ve aileler yaşadıkları süreci anlattı.
Hayatlarımızı çaldılar bizi bu hale getirenler dışarıda
Alınmayan önlemlere dikkat çekilen buluşmada, sorumluların cezalandırılması ve iş cinayetlerinin son bulması için mücadele çağrısı yapıldı. Etkinliğe Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca da katıldı.
“Kazadan sonra ortada bırakılıyoruz”
Toplantıda söz alan işçiler ve aileler, yaşadıkları mağduriyetleri tüm boyutlarıyla anlattı.İş kazasında parmaklarını kaybeden Mustafa Alkurt, Gaziantep genelinde iş kazası geçiren işçilere sahip çıkılmadığını belirterek şunları söyledi:
“İş kazasından sonra sadece hastanedeki tedavi süreci var, o da zorla yapılıyor. Sonrasında ‘ben sana bakacağım, sana yardım edeceğim’ diyerek oyalıyorlar ama sonra mal varlığını üzerinden atıp ortadan kayboluyorlar. Biz ortada kalıyoruz. Benim olay böyle oldu. Devlet de ‘sen dört buçuk parmağını kaybetmişsin ama yarım parmağın var’ diyerek düşük oran veriyor, emekli etmiyor. Bu sefer onunla uğraşıyorsun. Sıkıntı, stres, açlık mücadelesi… Psikolojin bozuluyor. Makineye kapak taktır diyorsun yapmıyorlar. Müfettiş gelip denetlemiyor. Valiyle görüşmek istedim bu süreçte, izin vermediler, derdimi anlatamadım. İşçinin hakkını savunanlar ise patronların isteğiyle hapse atılıyor. Bu sistemin de bu kafanın da değişmesi lazım.”
İşçiler yıllarca süren davalarla boğuşuyor
Akınal Sentetik'te çalışırken parmaklarını kaybeden Mustafa Tomurcuk ise kazaların göz göre göre yaşandığını vurguladı:
“Benim iş kazamda ne eksikti? Işıklandırma eksikti. Benim kazamdan sonra yeni güvenlik önlemi alındı. Demek ki yüzde yüz suçlular. Ama yargı süreçleri çok uzun sürüyor. İş kazası geçiren işyerlerine yaptırım uygulanması lazım, teşvik verilmemesi lazım. Benim davam 6 yıldır sürüyor, hâlâ üst mahkemede. Patronlar ‘bize dokunmaz’ diye düşünüyor. Bizim alacağımız tazminatı yıllar önce bankaya koyup fazlasıyla çıkarıyorlar. Faizden kazanıyorlar, dava sürsün istiyorlar. Biz mağduruz ama bir kez olsun devletten destek görmedik. Haksızlıkları dile getirenler tutuklanıyor ama işçileri sakat bırakan patronlar dışarıda geziyor.”
“Servis kazalarının nedeni aynı zamanda düşük ücretler”
İşçi servisi kazasında yaralanan Mustafa Şimşek ise servis kazalarının nedenlerine dikkat çekti:
“Kaza günü şoför bana ‘gece taksiye çıktım, maaş yetmiyor, sabah da servis yapıyorum’ dedi. Adam geçinemediği için iki iş yapıyor. Uykusuz kalıyor. Sonra ya uyudu ya daldı, kaza yaptık. Bu kazaların nedeni düşük ücretler. Adam çünkü geçinemiyor, ek iş de yapıyor. Şoförlerin kimisi çok yaşlı. Adam mesela uzağı görmüyor. Yaklaşıp aniden frene basıyor mesela. İşverene de söylüyoruz ama sonuç yok. eğitim şart olması lazım şoförlerde. biz kaza yaptığımızda 20 kişiydik hepimiz yarım kaldık mesela. E ne oldu? Araba daha kötü araba geldi, şoför daha kötüsü geldi. Hepimiz davacı da olduk ama bir şey değişmedi''
İş kazası geçiren işçi kodlarla cezalandırılıyor
Flament Teksik'de gözüne parça isabet eden ve ardından işten çıkarılan Kadir ise yaşadığı süreci şöyle anlattı:
“Gözüme parça değdi, iş kazası raporu aldım diye beni işten çıkardılar. ‘Fabrikaya zarar veriyorsun’ dediler. Oysa kazayı fabrikada geçirdim. Rapor almamam için baskı yaptılar. Sonra ‘seni çıkaracağız’ dediler. 10 buçuk yıllık emeğim vardı, hakkımı istedim vermediler. Tazminatın üçte birini teklif ettiler. Kabul etmeyince ‘kod 49 ile çıkarırız, iş bulamazsın’ dediler. Mahkeme 3 yıl sürdü. Kazandım ama tazminatım azaldı. İş kazası davam hâlâ sürüyor.”
AKP milletvekili'nin fabrikasında Covid'de çalıştırdılar, ölüme gönderdiler
2021 yılında Çelikaslan Tekstil’de COVID-19 nedeniyle hayatını kaybeden Recep Sağlam’ın eşi Nursel Sağlam ise yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:
“Korona ilk çıktığında valilikten izin alıp fabrikayı çalıştırdılar. Eşim izinliyken ‘işe gelmezsen atarız’ demişler. Mecburen işe gitti ve hastalandı. 21 gün hastanede yattı, sonra vefat etti. Ölümünden sonra izin parasını bir zarf içinde getirdiler. Bir başsağlığına bile gelmediler. Patron İrfan Çelikaslan Milletvekili olunca dava düştü. Çocuklarımın geleceğini çaldılar. Küçük çocuğum bayramda harçlık alması gereken yaşta ama ben onu mezarlığa götürüyorum. Büyük oğlumun psikolojisi bozuldu, okulu bıraktı. Adalete inancım kalmadı. Patronlar korunuyor, mağdur ailelerin yanında kimse yok. Dönemin valisi de sorumludur. Koronada her yer kapalıyken fabrikalara izin vermesinden dolayı. Batacak mıydı patronlar? Yıllar geçti bir adım bile ilerleyemedik. Niye? Çünkü İrfan Çelikaslan Milletvekili''
“Babam Facebook'a kolunda serumlu fotoğraf attı. Dedi belki inanırlar”
Recep Sağlam’ın kızı Dilek Sağlam da babasının hastayken çalışmaya zorlandığını anlattı:
“Babam hastalandığında hastaneye götürdüm. Vardiya amiri yanımdayken aradı babamı. Babam dedi ki hastayım kolumda serum takılı. Hatta inanmazlar diye babam Facebook'a kolunda serumlu fotoğraf attı. Dedi belki inanırlar. Ama vardiya amiri, 'geleceksin' dedi. Ben babamdan serumu çıkardım, vardiyasına gitti. Orda zaten daha da kötüleşti. Ertesi sabah yine hastaneye gittik. Test yapacaklardı. Covid'den şüpheleniyorlar dedik fabrikaya ama 'yok gelecek işe' dediler. Babamın çalıştığı fabrka tekstil fabrikasıydı. Gıda değil. O dönemde acil bir işletme değil yani. Kapatılabilirdi. Kapatılmadı bir de ekstra çalıştırıldı. Ben hastaneden eldiven getirip babama veriyordum. hiçbir koruyucu ekipman vermiyorlardı. Dezenfektan yok. Tuvalet, lavabolar leş gibi. Yemekhane de aynı şekilde. Ben babam öldükten sonra oraların fotoğraflarını gördüm. Dedim ki biz babamı her gün buraya mı gönderiyorduk? O dönem aynı vardiyada 20 kişinin testi pozitif çıkmış.”
“Psikolojimiz alt üst oldu”
Akınal Sentetik'te elini kaybeden Ali Zorkuşçu ise işçilerin örgütlenmesi gerektiğini vurguladı:
“İşçiler kaza geçirdiğinde ne yapacağını bilmiyor. Haklarını öğrenmek zorundalar. Birlik ve beraberlik olursa kazanırız. Herkes sendikaya üye olmalı. Gaziantep adliyelerinde çok sayıda iş kazası dosyası var. Mahkemeler işçinin kaybettiği uzvu bile delil saymazken, kağıt üzerindeki imzayı delil sayıyor.”
Merinos’ta parmaklarını kaybeden İsmail Bozkurt ise dava sürecinde yaşadığı mağduriyeti anlattı: “Davayı kazanacakken hâkim değişti ve davayı kaybettim. Geçen yıl fabrika önünde 66 gün açlık grevi yaptım. Psikolojim alt üst oldu.”
Sevda Karaca: Açık bir cinayet şebekesi var
Toplantıda konuşan Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca ise yaşananların sistematik olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Açık bir cinayet şebekesi var. Ve bu şebekenin başında patronlar var şebekeyi koruma altına almış olan devlet var. Antepli işçiler diyor ki: bizim çalışma düzenimiz mezbaha düzeni. Biz bu şehirde özellikle beş yıldır yaşanan her iş kazasında, iş cinayetinde haber alır almaz işçilerin kendisine, ailesine ulaşıyoruz. Tamamında gördüğümüz şey aslında bağıra bağıra gelen bu düzeneği işçiler gayet iyi biliyor. İşçiler patronların bu işin üzerini örtmek için nasıl bir düzenek kurduklarını da biliyor. Peki niye bu düzeneğin karşısına bir sınıf olarak çıkamıyor? Bunu da konuşmak istiyoruz. Biz bunu dert etmiş durumdayız. Mehmet Türkmen'i 'tek bir patron bile yargılanmıyor' dediği için tutuklayanlar 'bütün Başpınar işçilerinin bildiği bir gerçeği yüksek sesle söyleme cesaretini gösteren bir sendikacıyı susturursam o zaman tek bir Başpınar işçisi bile bu cümleyi söylemeye cesaret edemez' diye bakıyor. Patronların iş makinesini sigortalayıp eli kolu kopacak işçiyi sigortaladığı makinenin bir tane vidasından değersiz görebilmesi işçilerin de kendini o vida kadar değerli görmemesiyle ilgili biraz da. İşin başında işçilerin örgütlüğü, sendikalılığı geliyor arkadaşlar. Ama bir de iş kazası yaşayan iş cinayetinde hayatını kaybedenlerin aileleri ile bir arada tutup adalet mücadelesi vermek için buna özel kimi örgütlülükler yaratmak da memleket çapında mümkün olabilir.”