Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Tunceli Adliyesi’nde yapılan görevde yükselme sınavına ilişkin torpil ve sendikal kayırmacılık iddialarını Meclis’e taşıdı. Karaca, Yazı İşleri Müdürlüğü sınavında mülakatı kazanan adayların büyük bölümünün iktidara yakınlığıyla bilinen sendika üyelerinden oluştuğunu belirterek, sonuçların resmi açıklama öncesinde bazı isimlere ulaştırıldığı iddiasının araştırılmasını istedi.
EMEP Milletvekili Sevda Karaca, Tunceli Adliyesi’ndeki görevde yükselme sınavında yaşanan “sendikal kayırmacılık” ve “önceden sızdırılan liste” iddialarını Meclis gündemine taşıdı. Karaca, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e, “Mülakat sonuçları açıklanmadan bakan ve vekiller adayları arayıp müjde mi verdi?” diye sordu.
“Memurları Bakanlar mı aradı?”
Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Adalet Bakanlığı’nın görevde yükselme sınavı mülakatlarında liyakatin değil, sendikal aidiyetin esas alındığı iddiaları üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Evrensel Gazetesi’nde yer alan “Sonuçlar Önceden Biliniyordu” başlıklı haberi referans gösteren Karaca, Tunceli Adliyesi’ndeki Yazı İşleri Müdürlüğü sınavı sonuçlarına dikkat çekti. Önergede yer alan bilgilere göre; 30 Kasım 2025'te yapılan sınavın mülakatını kazanan 8 adaydan 6’sı iktidara yakınlığıyla bilinen Büro Memur-Sen üyesi, diğer 2 üye sendikasızdır. Mülakata giren ve yüksek puan alan Büro Emekçileri Sendikası (BES) üyesi 3 adaysa elendi.
Büro Memur-Sen İl Temsilcisi’nin, sonuçlar açıklanmadan bir gün önce Whatsapp gruplarında listelerin paylaşıldığını ve bazı adayların bakanlar ve milletvekilleri tarafından aranarak bilgilendirildiğini detayına da yer veren Karaca “2. Bakanlar ve milletvekilleri tarafından aranıp atama müjdesi verilen personeller tespit edilmiş midir? Söz konusu bakanlar ve milletvekilleri kimdir? Bu konuda başlatılmış bir soruşturma bulunmakta mıdır?” sorusuna yer verdi.
“Kamu Emekçileri Sendikalarını özgürce seçemiyor”
Mülakat sistemini eleştiren Karaca “Adalet Bakanlığının adıyla çelişmekle birlikte iktidarın kamu emekçisi istihdamındaki kayırmacı politikalarıyla birebir örtüşen bu uygulama olağanlaşmıştır. TÜGVA ve benzeri yapıların ‘referans’ listelerinden yapılan hakim ve savcı seçimi, sınav birincileri elenirken sonuncuların yüksek mülakat puanlarıyla atanmaları, kişiye özel kadrolar gibi sayısız torpil örneğinin yaşandığı bu düzen, kamu emekçilerinin sendika üyeliğindeki özgür iradesini de doğrudan etkilemektedir. Siyasi iktidara yakınlık ve çeşitli ‘referans’ mekanizmaları atama ve görevde yükselmenin koşulu haline getirilmektedir.” dedi.
Karaca önergesinde Bakan Gürlek’ten şu sorulara yanıt istedi:
Bakanlığınızca yürütülen mülakatlarda, sonuçlar açıklanmadan önce kazanan adaylara dair “paralel listelerin” hazırlandığı ve elden ele dolaştığı iddiaları hakkında bir soruşturma başlatılmış mıdır?
Bakanlar ve milletvekilleri tarafından aranıp atama müjdesi verilen personeller tespit edilmiş midir? Söz konusu bakanlar ve milletvekilleri kimdir? Bu konuda başlatılmış bir soruşturma bulunmakta mıdır?
Sonuçların önceden bilindiğinin açık olduğu göz önüne alındığında mülakat sürecindeki tüm dijital veriler ve tutanaklar bağımsız denetçilerce incelenmeye açılacak mıdır?
Sınav sonuçlarının sendikal aidiyet esasıyla belirlenmesine dair Bakanlığınızın açıklaması nedir?
Mülakat heyetlerinin puanlama kriterleri nelerdir? Adaylara mesleki yeterlilik dışında ne tür sorular yöneltilmektedir?
Son 5 yılda Bakanlığınızın açtığı sınavlarda derece yapmasına ve yüksek KPSS puanına sahip olmasına rağmen, mülakat puanıyla kontenjan dışı bırakılan aday sayısı kaçtır? Bu konuda açılmış dava sayısı kaçtır?
Mülakatın yeterlilik sağlayan kişileri eleyip iktidarın kendi kadrolarını oluşturma aracına dönüştüğü gerçeği karşısında mülakat sistemini tamamen kaldırmayı düşünüyor musunuz?
Geçmişte TÜGVA ve benzeri yapılar üzerinden sızan torpil listeleri ve yargıdaki liyakatsizlik skandalları hâlâ hafızalardayken; bugün açıklanan bu sonuçların geçmişteki “paralel devlet yapılanmaları” yöntemleriyle benzerlik göstermesi, adalet sisteminin tamamen bir partinin aparatı haline getirildiğinin kanıtı değil midir?





