Gaziantep’te defin listesi açıklandı: 27 Ağustos 2026'da kimler vefat etti?
Gaziantep’te defin listesi açıklandı: 27 Ağustos 2026'da kimler vefat etti?
İçeriği Görüntüle

Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaç tedavileri ve psikoterapilerin yanı sıra nöromodülasyon yöntemlerinin de kullanımının giderek yaygınlaştığını ifade eden Öztürk, TMS’nin düşük yan etki profili, girişimsel olmaması ve hasta konforu açısından öne çıktığını söyledi.

TMS’nin bir bobin aracılığıyla hedeflenen beyin bölgesine kısa süreli manyetik atımlar gönderilmesi esasına dayandığını aktaran Öztürk, yöntemin beyin hücrelerinin aktivitesini düzenleyerek etkili olduğunu kaydetti.

“Hasta işlem sırasında tamamen uyanık”

TMS uygulaması sırasında hastanın tamamen uyanık olduğunu ve çevresiyle iletişim kurabildiğini belirten Öztürk, “TMS, herhangi bir ilaç verilmeden ve cerrahi bir girişim uygulanmadan gerçekleştirilen bir tedavi yöntemidir. Seans süresi, kullanılan protokole göre yaklaşık 3 ila 40 dakika arasında değişebilmektedir” dedi.

“Tedaviye dirençli depresyonda önemli bir seçenek”

TMS’nin ilk FDA onayının 2008 yılında tedaviye dirençli majör depresyon için verildiğini belirten Öztürk, geçen yıllar içerisinde farklı teknikler ve bobin türleriyle yöntemin kullanım alanlarının genişlediğini ifade etti.

Öztürk, TMS’nin depresyonun yanı sıra anksiyetenin eşlik ettiği depresyon, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve sigara bağımlılığı gibi alanlarda da kullanılabildiğini söyledi.

Güncel araştırmalarda anksiyete bozuklukları, bipolar depresyon, farklı bağımlılık türleri ve yeme bozuklukları gibi çeşitli psikiyatrik hastalıklarda da olumlu sonuçlar bildirildiğini aktaran Öztürk, yöntemin uygun hastalarda değerlendirilebileceğini belirtti.

“Yan etkileri hafif ve geçici”

TMS’nin genel olarak güvenli ve iyi tolere edilen bir tedavi yöntemi olduğunu vurgulayan Öztürk, en sık görülen yan etkilerin uygulama bölgesinde hafif baş ağrısı, kafa derisinde rahatsızlık hissi, seans sırasında yüz kaslarında hafif seğirme ve bazı hastalarda seans sonrasında kısa süreli yorgunluk olduğunu kaydetti.

Bu etkilerin hafif ve geçici olduğunu belirten Öztürk, çok nadir olmakla birlikte TMS uygulaması sırasında nöbet riskinin de bulunduğunu söyledi.

Epilepsi öyküsü bulunan veya nöbet eşiğini düşürebilecek ilaçlar kullanan kişilerin tedavi öncesinde mutlaka hekimlerini bilgilendirmeleri gerektiğini ifade eden Öztürk, tedavinin hekim değerlendirmesi sonrasında planlanmasının önemine dikkat çekti.

“TMS kişiye özgü planlanmalı”

TMS tedavisinde kişiye özel planlamanın önemine dikkat çeken Öztürk, tedavinin başarısında hastanın klinik durumunun yanı sıra uygulama alanı, eşik doz, tedavi protokolü ve seans süresinin doğru belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi.

Öztürk, “TMS, kişiye oldukça özgü bir tedavi yöntemidir. Endikasyonun, uygulama alanının, eşik dozun, tedavi protokolünün ve tedavi süresinin hastaya uygun şekilde belirlenmesi tedavi sonuçlarını doğrudan etkileyebilmektedir” dedi.

Psikiyatride TMS uygulamalarının bu alanda eğitim almış ve deneyimli psikiyatristler tarafından, uygun merkezlerde yürütülmesinin büyük önem taşıdığını belirten Öztürk, tedavi sürecinin hastanın klinik özelliklerine göre planlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: İHA