- ALO 147 ihbar hattı mı?
- Evet, küçüğüm söyle.
- Abla benim adım şu, şu. Şu İlk Öğretim Okulunun 2. sınıfındayım, öğretmenim beni dövdü…
- Vay hınzır. Demek o öğretmen denilen eli kırıl asıca seni dövdü.
***
- ALO147 mi?
- Evet, buyurun hanımefendi.
- Oğlum bilmem ne lisesi 1. sınıfta. Tarih öğretmeni oğluma takmış, hiç rahat vermiyormuş. Devamlı derse kaldırarak hep zayıf veriyormuş…
- Haklısın hanımefendi. Bu tip öğretmenleri sizlerin sayesinde kontrol edebileceğiz. Daha öncede o öğretmen hakkında buna benzer şikâyetler gelmişti. Kız öğrencilerin giyimine kuşamına da karıyormuş değil mi bu öğretmen?
- Galiba öğleymiş.
- Biz gerekeni yapacağız. Ayrıca verdiğiniz bilgiler içinde teşekkür deriz. İyi günler.
***
- Kızım senin kıyafetinin hali ne, böyle. Neredeyse eteklerin yerlerde sürünecek. Başını da örtmüşsün. Benim dersin “din dersi” değil. Ben fizik öğretmeninizim.
- Öğretmenim ben dindar bir kızım. Benim inançlarıma saygıya davet ediyorum siz. Daha çok üstüme gelirseniz sizi ALO 147 ye şikâyet edeceğim.
- Öğretmenin arkadaşımız doğru söylüyor, bizim kıyafetlerimize karışamazsınız.
- Kızım siz beni yanlış anladınız. Benim sizin kıyafetlerinize karışma diye bir düşüncem yok. Kıyafetleriniz biraz bir öğrenciye yakışır olsun demek istedim.
- Demeyin öğretmenim…
- Tamam evladım. Siz nasıl istiyorsanız öyle olsun…
***
- ALO147 mi?
- Evet buyurun.
- Ben bir öğretmen hakkında, bir şikâyette bulunacaktım da.
- Buyurun beyefendi, sizi dinliyorum.
- Efendim benim kızım bilmem ne lisesin 2. sınıfta. Bu gün eve ağlaya ağlaya geldi. Hayır mı kızım diye sorduğumuzda fizik öğretmenleri sınıfın içinde kızıma hakaret etmiş.
- Nasıl hakaret etmiş?
- Ben din dersi öğretmeni değilim. Başını benim dersinde örtemezsin demiş. Ayrıca eteklerin neredeyse yerleri süpürüyor, diye kızımı azarlamış. Ben bu öğretmenden şikâyetçiyim.
- Vay terbiyesiz adam vay. Demek kendisi fizik öğretmeniymiş. Siz merak etmeyin biz, kendine fizik öğretmenliği neymiş öğretiriz.
***
Mart ayından beri bu hat çalışmaktaymış… Garibim öğretmenlerin elleri kolları bağlı, ne yapacaklarını şaşırmış haldeler. Öğrencilerine söz geçiremiyorlar. Bunu neden böyle yapıyorsun diyemiyorlar. Dedikleri an; “hoca senin ALO 147 den haberin var mı?” diye karsısına dikiliyor.
***
Sormak lazım, bu ve buna benzer kararnameleri çıkartanlara, diyeceğimde; sorsak bile ne işe yarar ki. Kararlarını vermişler bir kere. “Ben böyle diliyorum bu böyle olacak. Çünkü benim zamanımda bu gibi olayları ben çok yaşadım. Mademki Allah bana bu makamı nasıp eyledi, bende benim çektiklerimi bu kuşağa çektirmeyeceğim.”
Yürü çektirme bakalım. Elinize ne geçecekse…
***
Kimileri öğretmenlerin bu kadar etkisiz hale gelmelerinden Allah bilir ya büyük keyif alıyorlar. Çünkü şu anda görev yapan öğretmenlerin büyük çoğunluğu sapına kadar Atatürk ilke ve inkılâplarına sadıklar. Onun için bu görüşte olan öğretmenler cezalandırılarak, görüşlerinin değişmesi sağlanmaya çalışılıyor.
***
Kim, kime şikâyet ediliyor?
ALO 147 kıyamet hattın da ki, görevli kim?
Belli kesim öğretmenlerin cezalandırılmasından yana olan kişiler değil mi?
Öyle olmasalar masada oturmaları mümkün mü? Her halükarda mümkün değil.
O halde biz yinede “aslan yürekli, laikiyle görevlerini yerine getirmeye çalışan öğretmenlerimize başarılar dileyelim.