Her zaman olduğu gibi aşı karşıtları anında devreye girdiler.

Neticede de özellikle sosyal medya tam anlamıyla bir “aşı bilgisizlerinin çöplüğü” haline geldi. Oysa farklı hastalıklara karşı geliştirilen aşıların özellikle son yüzyılın en önemli tıbbi buluşlarından biri olduğu kesin.

Çok değil, yüzyıl önce her yıl ve sadece her biri milyonlarca insanın ölümüne yol açan pek çok bulaşıcı hastalık (çiçek, kolera, tifo vb) ile mücadeleyi aşılar sayesinde kazandık. Kızamık, kabakulak, kızamıkçık, tetanos, kuduz dahil birçok hastalığı aşılar sayesinde kontrol altına aldık. Difteri, boğmaca, tetanos ve kızamığa karşı oluşturulan aşı kampanyalarıyla da milyonlarca bebek ve çocuğumuza “hayatta kalma şansı” sağlandı. Peki, o zaman sorun ne? Bu aşı karşıtlığının ya da aşıya güvensizlik meselesinin arka planında ne var?

**

SORU ŞU AŞI KARŞITLARI BAKIN NE DİYOR?

Aşı karşıtlarının ne dedikleri konusu oldukça uzun bir yazıya sığar ama özeti şu: Onlara göre aşılar bizi iyi değil, hasta ediyor! Örneğin aşılanma oranı arttıkça çocuklarda otizm hastalığının oranı da artıyor. Ayrıca kronik yorgunluk, fibromiyalji, bunama dahil pek çok sağlık sorununun sorumlusu da yine yaptırdığınız aşılar(!). Aşı karşıtları bu iddialarını şimdilerde daha da geliştirdiler. Aşıların özellikle koronavirüs için geliştirilen hızlı aşıların genetiğimizi bile değiştirebileceğini, bu aşılarla birilerinin bedenlerimize mikroçipler de yerleştirebileceğini öne sürdüler. Kısacası bu “kafası karışık kişileri” ikna etmek öyle pek kolay görünmüyor.

25 Haziran itibariyle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamasıyla aşı hakkı 18 yaş üzerine düşürüldü. Asıl süreç sanırım bu dakikadan itibaren başlayacak. Çünkü aşı karşıtı olan kişiler büyük bir ihtimalle çocuklarının olmasını da engelleyecektir.

               

BU KİŞİLERİN BİLMEDİĞİ BİRŞEY VAR AŞI OLMADAN BU BELADAN KURTULAMAYIZ…