Günlerden bir gün, zamanın birinde uzak bir ülkede bir kral ile bir kraliçe yaşarmış. Ancak bu kral ile kraliçenin bir üzüntüsü varmış; hiç oğulları yokmuş. Bu yüzden kral son günlerde çok mutsuzmuş.
Artık bir evlat sahibi olmak istiyorlarmış. Bir gün kraliçe, Çitlembik ağacının altında otururken hop diye bir çitlembik kucağına düşmüş ve konuşmaya başlamış:
“Nasıl bir oğlunuz olacağını biliyorum. Hemen gelin de söyleyeyim.” Sonra çitlembik konuşmaya devam etmiş. Kraliçe şaşkınlıkla dinlerken bir yandan da seviniyormuş. Kral da aynı şekildeymiş. Çitlembik demiş ki: “Herkese bir saksı ile tohum dağıtın. Yanına da büyüme iksiri koyun. Bakalım ne olacak?” Büyüme iksirini gören hemen herkes kullanmış, bir kişi hariç.
Çitlembik bir ay sonra herkesin büyüme iksirini kullandığını anlamış. Oysa içlerinden birinin daha tomurcuğu yeni açmış. Kral o delikanlıyı çağırmış ve demiş ki: “Bu delikanlı büyüme iksirini kullanmamış. İşte aradığımız evlat sen olacaksın.” Oysa siz kullanmışsınız. Ne demişler; acele işe şeytan karışır. Köylüler üzüntüyle evlerine dönmüş. Herkes evine döndüğünde köyde büyük bir fırtına çıkmış. Kral ve kraliçe ise prensi bulmanın mutluluğunu yaşıyorlarmış. Ancak kral bir şeyler döndüğünü anlamış ve kapıyı açmış.
O esnada kral fırtınaya kapılmış ve dünyadan göç etmiş. Herkes çok üzülmüş ama en çok prens ile kraliçe üzülmüş. Bir süre sonra kraliçe: “Sana evlenmek için bir kız bulalım, gerisi kolay,” demiş. Bir gün tesadüfen Bilge adında bir kız başsağlığı dilemek için saraya ziyarete gelmiş. Prens onun güzelliğine ve nezaketine hayran kalmış. Sonra kraliçe, prens ile Bilge’yi evlendirmiş ve onlar sonsuza kadar mutlu mesut yaşamışlar. Unutmayın, vakti gelen her şey mutlaka olur... Y
azar:Mahire Duru Ağcabay