Eşeği düğüne çağırmışlar, hiç sevinmemiş. Diğer eşek şaşkınlıkla sormuş:

"Niye sevinmedin?"

Cevabı kısa ama düşündürücü olmuş:

"Ya odun bitti, ya su bitti... Yoksa beni düğüne neden çağırsınlar?"

Bu kıssa, sadece bir tebessüm bırakıp geçilecek bir hikâye değildir. İnsan ilişkilerine tutulmuş acı ama gerçek bir aynadır. Çünkü hayatın içinde çoğu zaman bize uzanan her elin dostluk için uzanmadığını, her davetin de muhabbetten kaynaklanmadığını zamanla öğreniriz.

Bazı insanlar seni varlığın için değil, faydan kadar yanında ister. İşleri düştüğünde ararlar, yükleri ağırlaştığında hatırlarlar, ihtiyaçları bittiğinde ise sessizce uzaklaşırlar. Oysa gerçek dostluk, menfaatin gölgesinde değil; vefanın, sadakatin ve samimiyetin ışığında yeşerir.

İnsan bazen kendine şu soruyu sormalıdır: "Ben bu sofraya gönlüm için mi davet edildim, yoksa elim işe yaradığı için mi?" Bu soruyu sormak insanlara güvenmemek değildir; kendine ve ilişkilerine değer vermektir.

Daha da önemlisi, aynı soruyu kendimiz için de sormalıyız. Acaba biz başkalarını hangi niyetle hayatımıza alıyoruz?

İnsanları şahsiyetleri için mi seviyoruz, yoksa bize sağladıkları fayda kadar mı değer veriyoruz? Çünkü çoğu zaman eleştirdiğimiz davranışların bir kısmını farkında olmadan biz de sergileyebiliriz.

Hayat, menfaat üzerine kurulan ilişkilerin ömrünün kısa olduğunu defalarca göstermiştir. Makam biter, para tükenir, güç azalır, imkânlar değişir. Eğer insanlar seni sadece bunlar için seviyorsa, bunlar gidince sen de onların gözünde silinirsin. Ama karakterinle, ahlakınla, dürüstlüğünle ve güzel duruşunla gönüllerde yer etmişsen, adın yokluğunda bile hayırla anılır.

Asıl zenginlik, ihtiyaç duyulduğunda değil; ihtiyaç kalmadığında da hatırlanabilmektir. Asıl kıymet, iş bitince kenara bırakılmamak; varlığınla huzur veren insan olabilmektir.

Bu yüzden hayatımıza giren insanları olduğu kadar, bizim de insanların hayatındaki yerimizi sorgulamak gerekir. Menfaatin dili geçicidir; vefanın dili ise ömürlüktür.

Rabbim bizleri işi düşünce arananlardan değil, hatırı için arananlardan eylesin. Menfaati bitince unutulanlardan değil, yokluğu hissedilenlerden eylesin. Makamıyla değil, ahlakıyla; servetiyle değil, şahsiyetiyle; faydasıyla değil, güzel duruşuyla hatırlanan kullarından eylesin.

Çünkü insanın geride bıraktığı en büyük miras, sahip olduğu şeyler değil; gönüllerde bıraktığı güzel izdir.