Sana parayla satın alamayacağın bir şey söyleyeceğim: Hayatta gerçekten zengin olduğun an, cebindeki paranın miktarıyla değil, telefonu ağlayarak aradığında karşında seni susturmadan dinleyen birinin olmasıyla ölçülür.

Öyle insanlar vardır ki… Onların sesi bile insana iyi gelir. Daha “alo” der demez boğazındaki düğüm çözülmeye başlar. Anlatmaya çalışırken kelimeler birbirine karışır, bazen hiçbir şey söylemeden sadece ağlarsın. Ama bilirsin; o kişi oradadır. Seni düzeltmeye çalışmaz, hemen nasihat vermeye kalkmaz. Önce yanında olur.

Sonra aynı telefonu bir gün gülerek kapatırsın. Belki saçma bir şeye kahkahalar atmışsınızdır, belki geçmişte yaşadığınız bir anıyı hatırlamışsınızdır, belki de sadece “iyi ki varsın” demenin verdiği huzurla yüzün gülmüştür.
İşte hayatın en kıymetli hazinesi budur.

Çünkü herkes iyi gününde yanında olabilir. Başarılarını kutlayan, mutlu haberlerine sevinen, güzel anlarını paylaşan insanlar bulmak mümkündür. Ama insanın en dağınık hâlini gören, kırıldığı yerleri bilen, sustuğu zaman bile ne demek istediğini anlayan insanlar nadirdir.

Gerçek dostluk; aynı masada oturmakla değil, aynı yükü taşımaya gönüllü olmakla anlaşılır. Mesafeler girse de değişmeyen, zaman geçse de yabancılaşmayan, hayatın telaşı içinde bile “Nasılsın?” demeyi unutmayan insanlar vardır.
Onlar sana büyük hediyeler vermez belki. Adını pahalı yerlere yazdırmazlar. Ama en zor gecende bir telefon kadar

yakındırlar. Bazen bir cümleleriyle içindeki fırtınayı dindirirler. Bazen de sadece gülerler ve sana hayatın hâlâ güzel taraflarının olduğunu hatırlatırlar.

Bu yüzden eğer telefonunu ağlayarak aradığın ve gülerek kapattığın bir arkadaşın varsa, kendini şanslı say. Çünkü bazı insanlar hayatımıza tesadüfen girer, ama kalbimizde aileden biri gibi yer eder. Onların değeri bir hesapla, bir fiyatla, bir alışverişle ölçülemez.

Parayla ev alabilirsin, eşyalar alabilirsin, konfor satın alabilirsin. Ama sana “Ben buradayım” hissini veren bir insan satın alamazsın.

Bazı insanlar sahip olunan değil, kıymeti bilinen mucizelerdir. Ve belki de hayatın bize verdiği en büyük armağanlardan biri şudur: Dünyanın bütün gürültüsü içinde, sesini duyduğunda kendini güvende hissettiğin birinin olması.