İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Ayşe Barım, “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Savcılık ise suçlamayı daha da ağırlaştırarak, Barım hakkında “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etti.
Savcılığın İddiası: Gezi Eylemleri Planlı Bir Organizasyondu
Savcı Furkan Kafalı tarafından hazırlanan iddianamede, Gezi Parkı eylemlerinin:
Yurtdışından destekli olduğu,
Birkaç kişi tarafından planlandığı,
Sistematik bir organizasyonla yürütüldüğü iddia edildi.
Ayşe Barım’ın ise “kitleleri peşinden sürükleme potansiyeli yüksek” sanatçılar üzerinden eylemleri yönlendirdiği öne sürüldü.
İletişim Kaydı Yok, Delil Yok
İddianamede, Barım’ın Osman Kavala, Mehmet Ali Alabora ve Çiğdem Mater Utku ile önceden herhangi bir iletişim kaydının bulunmadığı kabul edildi.
Mahkemenin Barım’a yönelttiği en somut suçlama ise “oyuncuları Gezi Parkı’na yönlendirmek” oldu. Ancak oyuncuların tamamı mahkemede “Ayşe Barım bizi yönlendirmedi” şeklinde ifade verdi.
Tanık Ne Dediğini Hatırlamadı
Davada tanık olarak dinlenen Sedat Gün:
Ayşe Barım’ı tanımadığını,
İhbarını sosyal medyadan edindiğini,
Hatta ihbar içeriğini bile hatırlamadığını söyledi.
Bu durum kamuoyunda “delilsiz yargılama” eleştirilerini güçlendirdi.
Ayşe Barım’ın Sağlık Durumu Göz Ardı Edildi
Tutuklu kaldığı 248 gün boyunca Ayşe Barım’ın sağlık durumu ciddi şekilde kötüleşti:
Yaklaşık 30 kilo verdi,
Hayati risk taşıdığı yönünde raporlar sunuldu.
Uzun süre dikkate alınmayan bu durum, kamuoyu baskısı sonrası Adli Tıp Kurumu’nun “cezaevinde kalamaz” raporuyla kabul edildi.
Barım, 1 Ekim 2025’te ev hapsi ve yurtdışı çıkış yasağı şartıyla tahliye edildi.
Tahliye Kararı Veren Hâkime Ne Oldu?
Tahliye kararını veren hâkim Fatih Kapan’ın yaşadıkları da davanın en çok tartışılan başlıklarından biri oldu:
Tahliye kararından sonra jet hızıyla görev yeri değiştirildi,
Ardından emekli olup avukatlığa başladı.
Bu süreç, yargı bağımsızlığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Yargılanan Ayşe Barım mı, Gezi Direnişi mi?
Davaya yönelik eleştiriler, yargılamanın yalnızca bir menajere değil, Haziran Direnişi’nin niteliğini değiştirme girişimine dönüştüğü yönünde yoğunlaşıyor.
Gezi eylemlerinin:
Halkın kendiliğinden gelişen tepkisi olduğu,
Yurtdışı destekli bir proje olmadığı,
Birkaç kişi tarafından planlanmadığı vurgulanırken, yargı sürecinin politik hesaplaşmaya dönüştüğü görüşü kamuoyunda güç kazanıyor.




