Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde Gaziantep’e ilişkin aktardığı gözlemleri paylaştı. Şehrin sokaklarından halkının yaşamına, geleneklerinden yemek kültürüne kadar pek çok ayrıntının yer aldığı anlatımda, Gaziantep’in yüzyıllar önceki sosyal ve kültürel yapısı dikkat çekti.
Sokakları geceleri kandillerle aydınlatılıyordu
Evliya Çelebi’nin anlatımında Gaziantep’in güvenliği, sokakları ve kış şartlarına ilişkin ayrıntılar da yer aldı. Çelebi, şehirdeki sokakların sağlam kapılarla korunduğunu ve geceleri sokakların kandillerle aydınlatıldığını aktardı. Şehrin kışlarının oldukça sert geçtiğini belirten Evliya Çelebi, yoğun kar yağışı nedeniyle çarşı ve pazar yollarının taşlarla döşendiğini ifade etti.
Gaziantep halkının yaşamından izler
Evliya Çelebi, Gaziantep halkının giyim kuşamından sosyal hayatına kadar çeşitli gözlemlerini de aktardı. Şehir sakinlerini dost canlısı, ilim ve irfan ehli, yumuşak huylu ve selim yaradılışlı olarak tanımlayan Çelebi, kahvehanelerde insanların sevgi ve muhabbet içerisinde bir araya geldiğini belirtti.
Gaziantep’in tatlıları ve lezzetleri öne çıktı
Anlatımda Gaziantep’in geçmişten gelen zengin mutfak kültürüne de geniş yer verildi. Bademli ve Şam fıstıklı tatlılardan pekmeze, helvalardan çeşitli yöresel ürünlere kadar birçok lezzetin farklı bölgelere gönderildiği aktarılırken, Gaziantep’in tatlılarıyla öne çıktığı vurgulandı.
“Övgüsünde dil yetersiz kalır”
Evliya Çelebi’nin Gaziantep tasvirinde şehrin su kaynakları ve bahçeleri de dikkat çekti. Kentte çok sayıda pınar ve bahçenin bulunduğunu belirten Çelebi, özellikle Musullu oğlunun bahçesini şehrin en mamur ve süslü bahçelerinden biri olarak anlattı.

Paylaşımda, Evliya Çelebi’nin gözünden Gaziantep şu sözlerle anlatıldı:
“Evliya Çelebi, Gaziantep'i anlatıyor. . Yüzyıl. Bu şehri Arabistan gelinceyi diye nitelemişlerdir. Şehrin her sokak başında kale kapıları gibi sağlam kapılar vardır. Her gece bütün sokaklarda kandillerle aydınlatma yapılır. Yazı yazdır, kışı ise kıştır. Çok şiddetli karlar yağar. Bu sebeple bütün çarşı ve pazar yolları taşla döşelidir. Halkın çoğu harvani kürkü, çuka feracı giyer, külah üzerine beyaz Muhammedi destar sararlar. Aşık olunan kadınları pek çoktur. Ayaklarına sarı çizme giyer, başlarına gümüşten sivri takke üzerine beyaz çarşaf örterler. Görenlerden işitildiğine göre o derece zamanın sevgilileri ve dünyanın güneşi olan kadınları vardır ki huriyi andıran peri yüzlü, pak ve temiz yıldızlar gibidirler. Yakışıklı gençleri de haddinden fazladır. Dost canlısı, ilim ve irfan ehli, yumuşak huylu ve selim yaradılışlı bir halktır. Bütün kahvehanelerinde sevgi ve muhabbet içinde bir araya gelirler ki başka şehirlerin halkları onlara gıpta eder. Bademli ve Şam fıstıklı tatlı köftürü, bastığı ve bağrı bastısı, tulum pekmezi nice bin deve yükü olarak Arap diyarına, Aceme ve Hindistan'a götürürler. Türlü türlü helvası hiçbir diyarda yoktur. Halkın tamamı tatlı şeyler yediği için tatlı konuşur. Ancak dillerinde hafif bir pelteklik vardır. R ve K harflerini tam söyleyemezler. Burada her haneden hayat suyu gibi pınarlar akar. Nice cennet misali bahçeleri vardır ki bu yalancı fani dünyanın Irem'i gibidir. Bunların içinde en mamur ve süslüsü Musul'lu oğlunun bahçesidir. Ayın top dünyaca meşhur bir şehirdir. Övgüsünde dil yetersiz kalır.“





