Anadolu Basın Birliği (ABB) Genel Başkanı Mehmet Bora Zor, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, Anadolu basınının karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekti. Programa milletvekilleri, genel başkan yardımcıları, kamu kurum yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda gazeteci katıldı.
“Sansür gerçekten kalktı mı?”
Zor, basın tarihinde önemli iki tarihe değinerek, 24 Temmuz Basından Sansürün Kaldırılışı’nın her yıl kutlanmasına rağmen “Gerçekten neyi kutluyoruz? Sansür bitti mi, bitmesi mümkün mü?” sorularının zihinlerde yerini koruduğunu ifade etti.
Aynı şekilde 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün de gazetecilere “fikir işçisi” statüsü verilmesi nedeniyle kutlandığını hatırlatan Zor, ancak uygulamada gazetecilerin çoğu zaman işçi kadrosuyla belediyelerde görevlendirildiğini, iktidar değişimlerinde farklı işlere verilebildiklerini belirtti. Gazetecilerin sık sık mobbinge uğradığını vurguladı.
“Anadolu Basını Çözüm Yolunda” raporu açıklandı
Zor, Anadolu Basın Birliği olarak başlattıkları “Anadolu Basını Çözüm Yolunda” projesi kapsamında 30 şehirde gazetecilerle bir araya geldiklerini, sorun ve çözüm önerilerini dinlediklerini söyledi.
Bu çalışmalar sonucu hazırlanan raporun bugün kamuoyuyla paylaşıldığını belirterek, özellikle gazeteci kökenli milletvekillerinin raporu dikkatle değerlendirmesini beklediklerini ifade etti.
“Gazetecilerin kaderi baskı ve soruşturma olmamalıdır”
Basın özgürlüğüne yönelik müdahaleleri eleştiren Zor, gazetecilerin yıllardır yasaklanmak, darp edilmek, sansürlenmek, gözaltına alınmak ve hapse konulmak ile anılmasının kanıksandığını dile getirdi.
Bu nedenle iktidarı eleştirdiklerini belirten Zor, ancak muhalefetin de basının yanında yeterince durduğunu söylemenin mümkün olmadığını ifade etti. Müdahaleler karşısında gazetecilerin çoğu zaman yalnız bırakıldığını söyledi.

“Sektöre uzak kurumlar gazeteciliğe zarar veriyor”
Zor, İletişim Başkanlığı, Basın İlan Kurumu ve RTÜK gibi kurumların, sektöre uzak yapıları nedeniyle gazeteciliğe katkı sunmaktan ziyade zarar verdiklerini savundu.
Dezenformasyon Yasası’nın da çözüm üretmekten çok baskı mekanizmasına dönüştüğünü söyledi. Dezenformasyonla mücadelenin, devlet kontrolündeki birimler kurarak değil, doğru ve objektif haber kaynaklarını çoğaltarak yapılabileceğini vurguladı.
“Gazeteciliğin genleriyle oynanıyor”
Dijital yayıncılıkla birlikte gazeteciliğin niteliğinin değiştiğini belirten Zor, mesleğin artık rakamlara indirgenmesini eleştirdi: günlük trafik hedefleri, görüntülenme sayıları, tıklanma odaklı içerikler bu baskının gazetecileri asli görevlerinden uzaklaştırdığını söyledi.
Yerel basının şehir hafızası açısından önemine işaret eden Zor, magazin ve tıklama odaklı içeriklerin gerçek haberlerin önüne geçtiğini, bunun da halkın haber alma özgürlüğüne zarar vereceğini dile getirdi.
Siyasetçilere açık çağrı: “Bizi kendi gerçeğinizi yazan gazetecilere dönüştürmeyin”
Zor, siyasetçilere seslenerek şu ifadeleri kullandı:
“Bizleri, sizin doğrularınızı yazan haberciler haline getirmeniz bu millete yapılacak en büyük yanlıştır. Bırakın gazeteciler gerçekleri objektif biçimde yazsın.”
Gazeteciliğin bağımsız olması gerektiğini, baskılardan kurtarılması ve yeni bir basın yasasının zorunlu hâle geldiğini söyledi. Basın meslek örgütlerinin bu süreçte katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti.

“Atatürk’ün izinden gitmeyen gazetecilik eksiktir”
Konuşmasının sonunda Mustafa Kemal Atatürk’ün basına verdiği değeri hatırlatan Zor, Millî Mücadele döneminde yayımlanan gazetelerin milleti örgütlediğini ve yön verdiğini söyledi.
Atatürk’ün, “Türkiye basını, cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturacaktır” sözünü hatırlatarak, gazetecilerin yolunu bu anlayışın belirlemesi gerektiğini vurguladı.
Zor, “Atatürk’ün izinden gitmeyen gazetecilik eksiktir” diyerek konuşmasını tamamladı ve etkinliğe katılanlara teşekkür etti.





