Değerli Okuyucular,

Yeni bir haftadan daha merhaba!

Tüm duygular, içinde bulunduğunuz herhangi bir durumda harekete geçmeniz için size sinyal veren, bilgi getiren önemli birer dürtüdür. Çocuklar ve hayvanlar, dürtülerine kapılıp kolaylıkla harekete geçerler. Ancak yetişkinlerde durum farklı.

Duygusal repertuarınızdaki her duygunun yaşantınızda kendine has bir rolü var. Duygularınız vücudunuzda biyolojik reaksiyonlar yaratıyor. Örneğin sinirlendiğinizde veya korktuğunuzda vücuk kanınızı ivedilikle ellere pompalıyor. Bu, ellerinizin objeleri daha iyi kavrayabilmesine yardımcı oluyor.  Örneğin saldırıya uğramanın uyandırdığı sinir ve korku duygusuyla ellerinize hücum eden kanın yardımıyla etrafınızda olan sert bir objeyi daha sıkı kavrayabilir ve karşınızdakine normal halinizden daha kuvvetli şekilde geri saldırabilirsiniz. Ayrıca sinirlendiğinizde vücut adrenalin hormonu salgılıyor. Bu hormon vücudunuza normal şartlarda olmayan bir enerji yüklüyor. Bu enerji vücudunuzda büyük kas kütlelerinin olduğu yerlerde toplanıyor. Örneğin bacaklar. Bacaklarınıza yüklenen bu enerjiyle normalden çok daha hızlı koşabilir hale geliyorsunuz. Tehlike altındayken kaçıp kurtulmanızı sağlayabilecek bir durum.

Korku anında zaman zaman donakalırsınız. Bunun da sebebi, herhangi bir aksiyon almadan evvel, vücudunuzun size durumu değerlendirmeniz için düşünme alanı açmasındandır. Kaçsam mı? Saklansam mı? Dursam mı?

Mutluluk duygusu ise vücudunuzda bunların tam tersi etki yaratır. Zihninize sükunet getirir, kaygılı düşünceleri baskılar, vücudunuzu gevşetir. Mutluluk vücudunuza sakin ve sürekli bir enerji salgılar. Bu enerji sizi motive eder, elinizdeki seçenekleri daha net görmenizi ve kolaylıkla aksiyona geçmenizi sağlar.

Duygular vasıtasıyla vücudunuzda oluşan bu değişimler, yaşam tecrübenizle birleşip alacağınız kararları, yapacağınız seçimleri ciddi şekilde şekillendirir.

Tüm bunlar duyguların hayatta kalabilmemizde oynadığı önemli rolü gösteriyor. Ancak mesele, bir anda oluşan duygularımıza şuursuzca kapılmadan, onları bize hizmet eder şekilde kullanabilmemizde.

Yani duygularınıza zeka katmakta.

Daniel Goleman’in Duygusal Zeka kitabından esinlenerek hazırladığım yazı dizimin bugünkü bölümünün sonuna geldik. Ben yazarken öğreniyorum, umarım siz de okurken aydınlanıyorsunuzdur.

Gelecek hafta, duygularımız ile düşüncelerimiz arasındaki bağdan bahsedeceğiz. Biri hisseden zihnimizin, diğeri düşünen zihnimizin ürünü.

“İlk dürtü kafadan değil kalpten gelir.”
Daniel Goleman

Sevgiyle,