Osmanlı döneminde ticaretin merkezi olan Gaziantep Bakırcılar Çarşısı, bugün turistlerin uğrak noktası durumunda. Bin bir çeşit ürün bulabileceğiniz Bakırcılar Çarşısı’nı, bakırcılar yanında bir diğer esnafların da yer aldığı bir alışveriş merkezi olarak nitelendirebiliriz. Yıllardır bu çarşıda hizmet veren esnaf, burada satılan ürünler kadar dikkat çekiyor. El emeği ürünleriyle varlığını sürdürmeye devam eden Bakırcılar Çarşısı esnafı, çarşıya can veriyor.

İşte yıllardır Gaziantep Bakırcılar Çarşısı’nda hizmet veren esnaflar

Sedefçi Metin Gül

İsmim Metin Gül. Yaşım 57. İlkokulu bitirir bitirmez bu işe girdim. Çıraklıktan yetiştim ve o günlerden beri kırk yıldır bu nakış işini yapıyorum. Oldukça zor bir zanaat olduğu için herkesin yapabileceği bir iş kesinlikle değil. Bu işin eğitimini, ustalığını almak gerekir. Nakışçılığa öyle sonradan başlanmaz İşimizin sürecine gelirsek; önce yapacağımız desenleri tek tek çiziyoruz. Desen bittikten sonra da nakış aşamasına geçip o motifleri el emeğiyle ahşaba tek tek işliyoruz. Elbette işimizin zor yanları çok fazla. Ama insan sevmeden bu işe ömrünü veremez. Ben de mesleğimi, bu nakışları işlemeyi çok seviyorum ve ilk günkü hevesle üretmeye devam ediyorum.

Kalaycı Hanifi Özdemir
Ben 20 yaşımdan beri bu mesleği yapıyorum. Yapacak başka bir şeyim yok, bundan başka bir sanatım yok. Bu iş beni mutlu etmiyor ama başka bir iş de bulamadım, yoksa bunu yapmazdım. Küçüklükten beri bu mesleğe başladım, devam ediyorum. Bundan sonra da başka meslek yapamam, yaşlandım; yaşım artık 75 oldu. Başka bir iş yapacak gücüm kalmadı.

Kilimci Harun Kızılaslan

İsmim Harun Kızılaslan. Bu iş bizim baba mesleğimiz. Ben de yaklaşık on iki yıldır bu işi yapıyorum. Kilimlerimizin sürecinden bahsetmek gerekirse, biz bu el dokuması kilimleri Anadolu'nun köylerinden, Türkiye'nin her yöresinden tek tek topluyoruz. Getirip burada hem yerli halka hem de turistlere satıyoruz. Kilimlerimizin hepsi el dokumasıdır; kimisi yün, kimisi kıl, kimisi de pamuk iplikle dokunur. Kullanılan bu malzemeye ve işçiliğe göre kilimlerin kalitesi ile fiyatları da değişkenlik gösterir ama içlerinde en kalitelisi ve en iyisi yün olanıdır. Genellikle elli, altmış, yetmiş yıllık bir geçmişe sahip olan bu Anadolu kilimlerini köylerden özenle toplayıp meraklılarıyla buluşturuyoruz.

Yemenici Enver Gültekin

İsmim Enver Gültekin, bu işteki on birinci yılım. Mağazamızın sahibi beşinci kuşak yemeni ustası olan Orhan Abi (Orhan Çakıroğlu)'dir. Kendisi Harry Potter, Truva, 300 Spartalı, Eragon ve Kral Arthur gibi birçok dünyaca ünlü yapımın yanı sıra pek çok Türk tarihi filminin de yemenilerini ve ayakkabılarını hazırlayan ustadır.

Burada tamamen doğal, el işi malzemelerle kendi kültürümüzü, yani bizden olanı ve Osmanlı'dan gelen bir mirası satıyoruz. Bu yüzden son yıllarda bayağı bir rağbet görüyor. Yemeninin en büyük özelliği ayaktaki teri çekmesidir. Ter ve koku yapmadığı için ayak sağlığına birebirdir. Ayaktaki egzamayı ve mantarı önler, varsa iyileşmesine yardımcı olur. Şimdiki gençlere spor ayakkabılar daha gösterişli ve cazip gelse de ayak sağlıkları bozulup yemeniyi giydiklerinde o spor ayakkabıları çöpe atıyorlar. Burada çok özel üretimler de yapıyoruz. Bu zanaatı tekrardan büyük bir sektör haline getiren Orhan Usta, 2022 yılında Cumhurbaşkanlığı tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülmüş, Türkiye'de bu alanda tek olan çok değerli bir ustadır ve bize de bu işi en güzel şekilde öğretmiştir.

Bakırcı Mahmut Tanuşar

Benim ismim Mahmut Tanuşar. 80 yaşındayım ve tam yetmiş yıldan beri burada esnaflık yapıyorum. Bu mesleğe b1957’de çırak olarak başladım. Bu dükkanda büyüdüm ve ustalaştım. Dükkanımızda bakıra dair aradığınız her şey mevcut; tencerelerden sürahilere kadar her ürünü satıyoruz. Bakır ürünlerimizin arasında en çok rağbet görenler ise bakır tencereler, yumurta sahanları ve bakır stres bilezikleridir. Son dönemlerde bakır fiyatları biraz pahalı olduğu için, vatandaşlar hediyelik olarak genellikle daha uygun fiyatlı olan yumurta sahanlarını tercih ediyor.

Ahşap ustası Mustafa Yılmaz

Adım Mustafa Yılmaz. Bu mesleğe çocukken, okul yıllarımda başladım. O dönemler sabahçı-öğlenci sistemi vardı. Sabah okula gider, öğleden sonra gelir dükkanda çalışırdım. O günler çok güzeldi. Şimdiki zamanın o eski tadı tuzu yok maalesef. Bu işi yaklaşık 20 yıl boyunca aktif olarak yaptıktan sonra bir 20 yıl kadar ara verdim. Emekli olduktan sonra ise boş durmak istemedim, şimdi tekrar dükkana dönüp hobi gibi çalışıyorum. Şu anki işler artık eski el emeği dönemlerindeki gibi değil, o yüzden eski işlerimizin yoğunluğu yok. Yine de her şeye rağmen bence bu meslek kolay kolay ölmez. Bir şekilde varlığını sürdürmeye devam eder.

Kahveci Emre Berat

İsmim Emre Berat. Menengiç kahvesi üretmeyi ise 20 yıldır sürdürüyorum. Menengiç kahvesinin yapım sürecinden bahsetmek gerekirse; menengiç ağacının meyvesi olan çitlembikler doğadan canlıyken toplanır. Ardından güzelce kavururuz. Kavrulduktan sonra değirmende çekerek sürülebilir macun kıvamına getiririz. Evde güzel bir menengiç kahvesi yapmak istediğinizde; bir çay bardağı sütü cezveye koyup içine bir tatlı kaşığı bu macundan eklemeniz yeterlidir. Eğer fazlasını koyarsanız kahve çok yağlı ve ağır olur. Malzemeleri ekledikten sonra kısık ateşte beş dakika kadar kaynatıp, ardından iki dakika dinlendirerek servis edip afiyetle içebilirsiniz. Buraya gelenler mutlaka satın alırlar. Zaten kendisi lezzetinin yanı sıra, solunum yollarına ve göğse çok faydalı, tam anlamıyla şifalı bir içecektir.

Fıstıkçı Müslüm Çelikkan

İsmim Müslüm Tarık Çelikkan. Bu işe çocuk yaşlarda, babamın yanında başladım. Ben de küçükken dükkana gelip temizlik yapa yapa, işin her aşamasını yaşayarak zamanla işin piri oldum ve artık babam işi bana bırakıp gitti, dükkanı ben devraldım. Burada ağırlıklı olarak salça ve fıstık çeşitleri satıyoruz. Ama tahmin edeceğiniz üzere Gaziantep dendiğinde turistleri buraya çeken en önemli unsur Antep fıstığı oluyor. Müşterilerimiz bize en çok kaliteler arasındaki fiyat farkının nedenini soruyor. Öyle ki en düşük kalite ile en iyi kalite arasında neredeyse iki katı fiyat farkı var. Kaliteyi belirleyen en önemli etken fıstığın boyutu ve işlenme şeklidir. "Natürel fıstık", içinde irili ufaklı fıstıkların bir arada bulunduğu, az veya çok tuzlu olabilen karışık fıstıktır. Antep fıstığına göre daha iri, daha tuzlu ama daha yağsız olan ve çok fazla talep gören "Siirt fıstığı" bizde mevcut. Kalitenin ve lezzetin zirvesi ise "ana çıtlak" dediğimiz fıstıklardır. Bunlar ağaçtayken içleri tamamen dolduğu için kabuğunu kendiliğinden, doğal olarak açarlar. Hem en iri boy fıstıklardır hem de içleri tam dolu olduğu için kavrulurken içine çok daha az tuz alırlar, bu yüzden en lezzetli ve en kıymetli olan fıstık çeşididir.

Demirci Mehmet Kurt

İsmim Mehmet Kurt. Çarşıda beni Demirci Mehmet olarak bilirler. Bu işi 50 senedir yapıyorum. Bu mesleğe babamın vesilesiyle başladım. Babam çalışırken biz de onun yanına gelir giderdik. Onunla birlikte çalışa çalışa mesleği öğrendim ve o bıraktıktan sonra da ben devam ettirdim. Biz burada demirleri tek tek keseriz, ardından ocakta ısıtıp döverek uçlarını sivriltiriz ve her işlemini ocakta tamamlayıp piyasaya, millete sunarız. Bu işin en zor yanı, işte bu yaz sıcağında ocağın karşısında çalışmak zorunda kalmaktır. Eskiden şu karşı tarafta komple demirciler vardı. Bu çarşıda en az on tane demirci esnafı bulunuyordu. Zamanla hepsi ya vefat etti ya da işi bıraktı, yerlerine başka esnaflar geldi. Şimdi koskoca çarşıda topu topu iki kişi kaldık. Mesleğin geleceğine gelirsek, maalesef yeni yetişen kimse yok. Benim kendi çocuğum da bu işe yetişmedi. Torunlarım var ama onlar da bu işe yanaşmıyor. Çünkü emeği çok, parası az bu işin.

Çantacı Tahir Demirci



İsmim Tahir Demirci. 76 yaşındayım. Bu mesleğe çocukluğumda, daha beş yaşındayken köşkerlikle, yani yemeni ve kundura işleriyle başladım. Aslında geçmişi çok daha eskiye, 50-55 sene öncesine dayansa da şu an yaptığımız el işi çanta üretimine yaklaşık 15 yıl önce başladım. Sekiz yıldır bu dükkandayız. Daha önce evin altındaki garajda çalışıyordum. Çantalarımızda kullandığımız derileri fabrikadan hazır almıyoruz; "vejetal deri" denilen, tabakhanelerde ustaların tamamen el emeğiyle işlediği doğal ham derileri tercih ediyoruz. Ancak satışlar şu an pek iyi değil. Bu meslek maalesef ölmeye mahkum. Çünkü arkadan yetişen, heves eden çocuk yok.

Baharatçı Murat Başoğlu

Adım Şerif Murat Başoğlu. 15 yıldır bu işi yapıyoruz. Meslek bize abimden geçti. Şu an tam baharatların sezonu olduğu için hepsini elimizden geldiğince doğal satmaya, doğal toplamaya çalışıyoruz. Biz kendi yemediğimiz hiçbir şeyi müşterimize satmayız. Kendimiz ne yiyorsak müşterimize de onu sunuyoruz. Ürünlerimizin hepsi doğal olduğu için vatandaşların ilgisi çok oluyor. Salçalardan baharatlara, kabak, patlıcan ve acur gibi kuruluklara kadar her çeşidimiz mevcut ve şu an hepsinin tam sezonu. İşin kolaylığı hızlı giden ürünleri kendimiz yapıyoruz. Yavaş giden ürünleri de esnaf arkadaşlarımızla aramızda paylaşıp hep birlikte yapıyoruz.

Hamakçı Cuma Kurt

İsmim Cuma Kurt. Bu işi beş yıldır yapıyorum bir arkadaşım tavsiyesiyle başladım. İşe ağ yapmayla başladım. Şu an taşınabilir hamak yapıyorum. Hamaklarım tamamıyla el yapımıdır. Genellikle şehir dışına satıyorum. Yaptığımız iş kaliteli diye Ankara ve Kocaeli gibi şehirlere satış yapıyoruz. Bu işin makinesi yoktur. Yüzde 100 emek işidir. Hamaklarım el emeği göz nurudur. Aynı zamanda okul ve inşaatlarda güvenlik fileleri yapıyoruz.
Foto Muhabir : Gülay Kızlar - Gülseren Erçik

Yorumlar
Editör Hakkında