Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Meclis’te yaşanan CHP grup toplantısı tartışması ve Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve yasaya dair partisinin görüşlerini paylaştı.
EMEP’li Karaca: Seçilmişlere Yönelik Tehditler Halkın Siyaset Yapma Hakkına Saldırıdır
CHP Lideri Özgür Özel ve mahkeme kararıyla genel başkanlığa getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında konuşma yapacağını duyurması sonrası bugün Meclis’te kriz yaşandı. EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, CHP’ye yönelik yargı ve siyaset eksenli baskılara ilişkin yaptığı açıklamada, “Sarayın ana muhalefete yönelik operasyonunun uzanabileceği noktalar tartışılıyor. CHP’ye yönelen ama aslında halkın seçme hakkını hedef alan saldırganlık, fezlekeler, dokunulmazlıkların kaldırılması ve cezaevi tehditleriyle olağanüstü hali olağan hale getirmeye çalışıyor” dedi. Karaca, Emek Partisi olarak seçilmiş milletvekilleri, parti sözcüleri ve siyasetçilere yönelik her türlü iktidar saldırganlığına karşı olduklarını belirterek, “Geçmişte de karşı durduk, şimdi de tam karşısındayız” ifadelerini kullandı.
“Halkın siyaset yapma hakkına açık saldırı”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve bazı milletvekilleri hakkında dillendirilen fezleke ve dokunulmazlık tartışmalarına değinen Karaca, “Özgür Özel ve milletvekillerinin tepesinde sallanan bu tehditler, açık biçimde halkın siyaset yapma hakkına yönelen bir saldırıdır” diye konuştu. Karaca, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının benzer bir çizgide buluştuğunu savunarak, “Asıl olanın halkın gücü ve halk iradesi olduğu gerçeğinin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Halkın ayağa kalkmasından duydukları korkuyu aynı dille ifade ediyorlar” dedi.
“Yol Halkın Birleşik Eylemidir”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumunun da bu tabloyu açık ettiğini söyleyen Karaca, “Erdoğan, parlamenter yöntemlerle gitmeyeceğini ilan etti. Saray iktidarının ayakta kalabilmesinin başka şartı kalmadığını; halkın özgürce muhalefetini ifade etmesinin bu iktidarın önündeki en büyük engel olduğunu itiraf etti” ifadelerini kullandı. Karaca, “Düzenin bam teli tam da budur” diyerek, muhalefetin çıkış yolunun halkın birleşik mücadelesine dayanmak olduğunu şu sözlerle paylaştı: “Bu tablo, tüm muhalefete yürünecek esas yolu da gösteriyor. Halkın gücüne ve evet, halkın birleşik eylemine dayanarak yol yürüneceğini gösteriyor.”
“Sorunun Çözümü Lafla Olmaz”
Kürt sorununun çözümüne ilişkin Meclis’e gelmesi beklenen yasaya dair de değerlendirmelerde bulunan Karaca, sorunun çözümünün vaatler ve beklenti yaratarak gerçekleşemeyeceğinin altını çizerek “Bu tutum PKK’nin silah bırakma ve kendini feshetme kararının saray rejimi ve Cumhur İttifakı tarafından kendi siyasi çıkarlarına malzeme yapmaktan öteye gitmez. Ne yazık ki gerek partimizin gerekse emekten barıştan demokrasiden yana güçlerin bütün uyarıları ve çağrılarına rağmen saray rejimi süreci kendi siyasi çıkarlarına göre yürüttüğü bir operasyona dönüştürmeyi tercih etmiştir. Bugün de aynı çizgide ısrar etmektedir.” şeklinde kaydetti.
“Kırk Yıllık Kurdun Postu Değişmiyor”
Devlet Bahçeli’nin röportaj ve grup toplantılarındaki sözlerine de değinen Karaca “Kırk yıllık kurdun bugün post değiştirmesi gerçeği değiştirmiyor: Bahçeli’nin ‘memleketin bekasını düşünen lider’ görünümünün ardında bugünkü saray rejiminin dayanaklarını güçlendirmek ve faşist rejim inşası hedefi yer alıyor. Ahmetlerin makamına Demirtaş’ın evine dönmesi, kayyumun bitmesi, Öcalan’ın statüsü çağrıları yerini tamamen ‘saray ne isterse o kadar, saray nasıl isterse o olur’ anlayışına bırakmıştır.” dedi.
“Yasa Bir An Önce Gündeme Gelmeli”
Hazırlıkların zaman kaybetmeden kamuoyu ile paylaşılması ve Meclis gündemine getirilmesi çağrısı yapan Karaca, yasaya ilişkin partisinin görüşlerini şöyle aktardı: “Partimizin geçiş sürecine ilişkin yapılacak yasal düzenlemeler konusundaki görüşleri komisyona sunduğumuz raporda mevcuttur. Komisyon raporuna hayır oyu verdiğimizde de gerekçelerimizi ayrıntılı olarak paylaştık. Kayyımların kaldırılmasından siyasi operasyonların son bulmasına, silah bırakacakların siyaset yapması önündeki engellerin kaldırılmasından siyasi tutsakların serbest bırakılmasına ve anadilde eğitimden anayasal eşitliğe kadar gündeme getirilecek her demokratik talebin ‘bozgunculuk’, ‘çözüm karşıtlığı’ gibi kodlanarak muhalefeti baskı altına almanın dayanağına dönüştürülmesi riskine karşı da uyarıyoruz.” dedi.
“CHP’ye Saldırılar Tek Başına Süreçle Açıklanamaz”
CHP’ye dönük saldırıların muhalefeti bir bütün olarak saf dışı bırakmaya yönelen saldırılar olduğunun altını bir kez daha çizen Karaca hamlelerin yalnızca "süreci gölgeleyen" bir gelişme olarak değerlendirmenin eksik kalacağını belirterek “Çünkü ortada gölge düşüren tesadüfi bir gelişme değil, muhalefeti etkisizleştirmeyi hedefleyen bilinçli bir siyasi operasyon vardır. Bunlar iç içedir. Bu süreçten ulusal hak eşitliği başta demokratik kazanımlar elde edilmesi ile ülkenin demokratikleştirilmesi mücadelesi birbirinden ayrılamaz biçimde iç içe geçmiş durumdadır. Süreci siyasal gerçeklikten koparan beklenticiliği değil, demokrasi, halk iradesi, eşit yurttaşlık ve barış taleplerini büyütecek ortak mücadeleyi esas alıyoruz biz. Biliyoruz ki kalıcı barışın da demokratik çözümün de güvencesi Saray'ın niyeti değil, halkların ve demokrasi güçlerinin örgütlü mücadelesidir.” sözlerini sarf etti.





