Geçen hafta türküler deyip kalmıştık. Aslında yaşamı anlatmada bir hafta durakladık. Türk insanının gerçek aynasından biridir ‘türküler’. Yaşayışı, gönlünü açığa vurandır.              ‘ Türkülerimiz hep dertlendiriyor bizi diyenlere düğünlerde ki oyun havalarını ( sözüm ona  ahlak dışı olanlar hariç) Karadeniz yöresinde ki yaylaya çıkış gaydaları ( ezgileri), Güneydoğuda ki halayları, Orta Anadolu halaylarını, Silifke kaşık havalarını bilmelerine rağmen türküleri sadece dertli uzun hava olarak yorumlamak sanırım yanlış bir anlatım olacaktır. Kahramanlık türkülerimizi görmezlikten gelmek ecdada yapılmış en büyük saygısızlıktır. Türküleri anlamamaktır. Aşk, sevgi, gurbetlik sıkça türkülerimizde motif motif işlenmiştir hayli de fazladır. Yaşamdır türküler diye söylemiştik. O zaman türkülerimizin dertli olması gayet normal değil midir?  Yaşanmışlıklar tarihin sayfaların da mevcuttur. Açıp okumak görev olmasa da geleceğe rehber olmak adına önemli bir kaynaktır. Türkülerde tarihin ezgili ürünüdür ve bu bağlamda gelecek konusunda, geçmiş ile bir ‘köprü’ durumda olduğunu bilmek kendimizi ve yaşamı anlamak için türkülerin hayatımızdaki rolünün bilmek için yeterli olacaktır türküler. Geçmiş yaşantılar geleceğe yön vermek için bir kaynak olabilirliği üzerinde durmak anlamlı bir değerlendirme sanırım. Şimdiki zamanı yorumlamada kullanılabilir diye düşünüyorum.  ‘Seher yeline’ telkinde bulunmaktı  geçmişte . ( seher yeli bizim ele varırsan nazlı yare küstüğümü söyleme/ Musa EROĞLU) şimdi telefonu sessize almak yeterli oluyor. Sakın ola ağzımıza yuva yapmış sözleri kullanmayalım. Nedir onlar; Eskisi gibi yaşamak zorunda değiliz, çağ atlıyoruz, yirmi birinci yy gibi…. ‘Köprü’ çerçevesinde değerlendirmek de fayda var. Gerek ezgiler gerek sözleri bakımından genel olarak değerlendirmeyip, anlamak için çaba sarf edersek anlamını daha çok hissedebiliriz türkülerin. Son zamanlarda bir tartışma konusudur türküler, ahlak kavramı üzerinden değerlendirmeler yapılıyor. Kendince her birey haklı, doğal olarak ama dediğimiz gibi ‘köprüyü’ devreye koyduğumuzda bir anlam ve haklılık ortaya çıkabilir.  

Uzun uzun anlatmak yerine anahtar kelimelere değinmek en güzeli olacaktır. Ahlak nedir ? değerler bağlamında yeri, anlayışı fikri, zihniyeti nedir? Ahlakı güçlü kılan düşünceler, bakışlar nelerdir? Akabinde değerler üzerinde durmanın sağladığı yararlar nelerdir? Eğer ki değerlerin, örflerin birleştirici bir özelliği yok ise hiçbir anlamı yoktur diye düşünürüm ben kişisel olarak. Çok açık ve net bir şeyde ifade etmek isterim. Bu milletin, toplumun, halkın birbirine bağlayan, paylaşım ruhu olmayan, kardeşlik duygusunu kenetlemeyen bir durum var ise ben o örfü de, töreyi de, değerleri de ‘kültür’ü de hiçbir zaman kabul etmem. ‘Yaşamın kriterleri’, ‘Ahlak’, ‘Türküler’ üçgeninde nasıl bir değerlendirme yaparsınız.? Ya da yapmamız gerekir?

NOT : Geçen haftaki yazımdan dolayı bir büyüğüm saygı duyduğum gönül insanının  bir eleştirisi oldu. Konudan konuya geçtiğimi dile getirdi. Eleştirisinden dolayı birde bu gönül sayfasında teşekkürü sunup borcumu ödemek isterim. Gazetecilik konusunda hiçbir iddiam olmadığı daha önceleri bahsetmiştim. Gönül sohbetlerini sadece halk-akademik ikileminde acizane değerlendirmeye elimden geldiğince düşündürmeye, sohbet etmeye gayret ediyorum.