Ben Gaziantep İl Sosyal Hizmetlere  geçmeden önce 1987 yılı öncesi Gaziantep Devlet Hastanesinde Baştabip olarak görev yapan  Opr. Dr. emekli binbaşı bir Bilgin Hürcan vardı. Bir Mehmet Kutlar, Bir Bilgen Torun da vardı. Fakat ben bu gün, bu yazımda Bilgin Hürcan’dan söz etmek istedim.  Bilgin Hürcan bir gün bizi bir toplantıya çağırdı. Toplantıda sözün sonunda şu sözleri söyledi.

       “Arkadaşlar; Hastalık nedeni ile hastanemize gelen hasta veya hasta sahipleri, bize en ağır küfrü yapsalar da, biz onlara en sevdiğimiz bir insan gibi davranacağız. Çünkü hastadır,  hastası var derdi var.  Onun için bizim onlara o şekil davranmamız gerekiyor” dedikten sonra “Söz isteyen var mı” dedi. Ben el kaldırdıktan sonra, Doktor Bey; biz memuruz, hastaların veya hasta sahiplerinin işleri doktorlarla.  Onlara söylediniz mi? Dedim.

       Dr. Hürcan sözlerine şöyle devam etti.  “Ben toplantıya önce hekimleri çağırdım, onlarla konuştuktan sonra sizleri çağırdım. Sizlerden sonra da hemşire hanımları, sağlık memurlarını, daha sonra da tüm hizmetlileri toplantıya çağıracağım  “ dedi.  Zaman zaman hastanelere yolum düştüğünde hep sözü edilen Dr. Bilgin Hürcan’ı hatırlarım.

       Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesine her gidişimde, dikkatimi çeken bir memur Osman Sarı var. Sabahleyin erken sıra almak için 07.30 da dâhiliye polikliniğine her gidişimde, bakarım ki,  Osman Sarı Bey, gelen 30-40 kişinin kayıtlarını yapmış oturuyor ve hasta bekliyor. Birileri ile konuşurken veya bir yer tarif ederken sesini yükselttiğine rastlamadım. Bu durumu Halkla İlişkilere inip orada Hatice Akdeniz Hanımefendiye söyledim ama. Hatice Akdeniz hanımefendiyi de,  Osman Sarı kadar cana yakın ve nezaketli birisi olarak gördüm. Kendilerine buradan selam ve saygılarımı sunuyorum.

       Bu yazıyı niçin kaleme aldığımı, gelecek kuşağa ışık tutmak için olduğunu anlarsınız diye düşünüyorum. Ben uzun süre hastanelerde satın alma memuru olarak çalıştım. Tabiplerden ve insan kıymeti bilenlerden söz etmek beni sevindiriyor ve mutlu ediyor. Bunlar kimler diyeceksiniz. Aklımda olanları yazıyorum. Adlarını unuttuklarım da beni lütfen bağışlasınlar. Biraz da yaşlandım, zaman geçti. Değerli dostum Abdulkadir TANRIVERDİ; Rahmetli Talat BAYRAM, Muhittin Reşat KERSANLIOĞLU, Kamil  AFAT, Yunus TURGUT, Oktay DAİ, Erhan GÖRÜCÜ, Kemal CAN, Rahmetli Niyazi ÖZÇELİK. Ahmet ÖZAY, Ali Güven FİNCAN, Ali  ERDOĞAN, Mehmet KELLECİ. Bilgen TORUN Rahmetli İsmail Hakkı KÖKER ve Gaziantep Üniversitesi Araştırma  ve Uygulama Hastanesinde şuan görev yapan Göz Doktoru Ömer KOYUNCU ve Prof. Dr. Oğuzhan SAYGILI. Sayın Saygılı beni tanımaz. Bende kendisini uzaktan gördüm ve gıyaben tanıyorum. Barak Türkmenlerindendir, uzaktan da olsa akrabalık bağımız var. Kendisinin hastalarına göstermiş olduğu ilgi ve alakayı duyarak mutlu oluyorum, selam ve saygılarımı sunuyorum. Bu sırada unutamayacağım isimlerden Gaziantep Devlet Hastanesinde çok değerli müdürüm Bahri Sönmez’i de rahmet ile anmadan geçemedim, mekânı cennet olsun.

       Saygıdeğer okurlarım; Birkaç gün önce çok sevdiğim yazım dostlarımdan, Nurel Taner Hocamla bir telefon görüşmesi yaptım ve yaptırdıkları NUREL-ENVER  TANER orta okulunda torunlarım Ahmet Alper  ile Elif  Bilge’nin öğrenci olduklarını söyledim. Bana, öbür dünyaya gidenlerin,  giderken hiçbir şey götüremediklerini söyledi. Ben de bir şey götüremeyeceğim. Ancak, arkamdan birkaç tatlı  söz  eden olursa, benimde ölümün  elinden kurtardıklarım o olacaktır diye düşündüm. Saygıdeğer okurlarım; Bu günlük de bu kadar. Hoşça ve dostça kalınız diyorum, Sohbet köşemde sizler ile yeniden buluşmak dileği ile.