Döviz krizi, pandemi, hayat pahalılığı derken, yeni bir kriz ile karşı karşıyayız…
Geçmiş yıllarda dövizin yükselince sevinen iş dünyası dahi 10 lira seviyelerinde seyreden dalgalanmadan tedirgin.
Hammadde, konteyner, lojistik sorunu derken, bir de üzerine gelen faiz indirimi sonrası iş dünyası ses vermeye başladı.
Artık kimse, ‘Ben 50 TL’lik alıyorum’ diyemiyor, zira benzinin litresi 8 lira 50 kuruş, Mazotun litresi 8 lira 40 kuruş ve LPG’nin litresi ise 6 liranın üzerine çıktı.
Tüm bunların üzerine yaklaşan kış öncesi elektrik ve doğalgaz fiyatlarına yapılması beklenen yüzde 15’lik zamlar da vatandaşın kabusu oldu.
Tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye’de, bir kilo domates 8 lira!
Et almak ise artık lüks oldu…
Marketlerdeki fiyatlar ateş pahası, insanlar kısıtlı bütçeleri ile neyi alsam, neyden kıssam derdinde…
Vatandaş bu bataklıkta kıvranırken, bu ülkeyi yönetenler, her evde buzdolabı ve araba olması ile övünüyor, ülkede insanların geçim derdi yaşamadıklarını belirtiyorlar.
Bu sözler, bir vatandaş olarak içimi sızlattı.
Zira yalnızca Gaziantep'te 718 bin 702 müşterinin 15 milyar 219 milyon 877 bin TL kredi ve kredi kartı borcu var.
Tüm bunlar insanın aklına Fransız Devrimi öncesi Fransa Kraliçesi Marie Antoinette tarafından söylendiği ifade edilen ve dünya tarihine kazınan sözleri akla geldi:
“Ekmek Bulamıyorlarsa Pasta Yesinler!”