Evet, yanlış duymadınız, muhteşem yüzyıl dizisinin Hürrem Sultan’ı Meryem Uzerli ile birlikte popülaritesi artan ‘’Tükenmişlik Sendromu’’ son zamanlarda bir çoğumuzun yaşamında yerini aldı. Bu sendrom artık Hürrem hastalığı olarak bilinmeye başlandı. Gönüllü sağlık çalışanları arasında görülen yorgunluk, hayal kırıklığı ve işi bırakma ile karakterize bir durumu tanımlamak için ilk olarak ortaya atılan bu kavramı Hürrem Sultan’ın problemlerini tanımlamak için kullanacağı o günlerde hiç kimsenin aklına gelmemiştir zannedersem. Bu sendrom yaşamın değişik evlerinde ortaya çıkabilir, stres yapıcı ve örgütsel koşullar altında olmak bunun için yeterli bir durumdur. Genelde tükenmişlik, uzun süreli stres ve hayal kırıklarına bağlı olarak gelişen fiziksel ve duygusal yorgunluk, bitkinlik hali olarak tanımlanır. Kişiler genelde tükenmişlik evresine girdiklerini fark etmezler, daha çok bitkinlik ve enerji azlığı ile tarif ederler yaşadıklarını.
Hayatın her noktasında ama özellikle iş yaşantımızda tükenmemiz için birçok sebep bekliyor olabilir bizi, bazı zamanlar işe gidesiniz gelmez bazen de iş yerinde gözünün saatten ayrılmaz, iş ne zaman bitecek diye. Gerginlik ve kaygı hat safhada olur ve sonuçta tükenirsiniz, tüketirsiniz ve verimsizlik başlar.
Kronik yorgunluk yani sürekli sebepsiz yorgunluklar, tükenmişliğin en güçlü habercisidir. Kendisini fiziksel, duygusal ve zihinsel açıdan yorgun hisseden birey dikkatini toplamakta zorlanır, konsantrasyon güçlüğü yaşar, eleştiriye karşı tahammülsüz, sinirli ve huzursuz olur. Kişi kendisini yavaş yavaş tükenmişliğin içinde bulur, hareketli, yaratıcı biriyken; yorgun, küskün ve isteksiz olur ve aynı şekilde bu sendromdan da ancak yavaş yavaş çıkabilir.
Çabuk sinirlenmek, alınganlık, baş ağrıları, kilo değişimleri, çaresizlik hissi, nefes darlığı gibi durumlarda tükenmişlikte olduğumuzun bir diğer göstergeleridir. Ancak unutmamamız gereken nokta her yaşanılan olumsuz duygu durumu tükenmişlik olarak algılamamaktır. Tabi ki yaşamın her anında öfke, sinir, tahammülsüzlük gibi durumlar yaşanır ancak bunların kronik hale gelmesi kişinin yaşamında bazı şeylerin olumsuz gittiğinin habercisidir. Bu durumun devamında ise depresyon ve psikiyatrik rahatsızlıkların ortaya çıkması muhtemeldir. Yaşanılan bu sendromun sonunda performans düşüklüğü, içe çekilme, kişilerarası problemler, madde kullanımı, hastalık, devamsızlık duyguları açığa çıkar.
Üst tarafta yazılanlardan birçoğu bana uyuyor şimdi ne yapmam gerekiyor diye telaşa kapılmış olabilirsiniz, bunun üstesinden gelmenin ilk şartı güç, inanç ve güçlü düşüncedir. Düşünce sistemimiz, değer verdiğimiz kişi ya da olayları gözden geçirerek işe başlayabiliriz. Yani sizi bu duruma hangi düşünceler, kişiler ya da olayların yittiğini düşünüp hayatınızda bir şeyler değiştirmeye başlayabilirsiniz. Mümkünse kısa bir tatil ve dinlenme olanağı bizleri sakinleştirecek ve belki de tekrar hayatın içine sokacaktır. İş aralarında ya da çıkışlarında yapabileceğimiz küçük çaplı etkinliklerde bu süreçte yardımcı olacaktır. Duygularımız yada düşüncelerimiz konusunda gerektiği yerde ve zaman da aile bireylerinde, yakın dostlarımızdan yardım ve destek isteyebilmeliyiz. Sizlere bu önemli konuyla veda ederken her hafta sizlerle burada olacağımı söylemek istiyorum.Merak ettikleriniz ve sorularınızla gelecek hafta görüşmek üzere…Hoşçakalın