Kendini gözlemlemek ile yargılamak arasındaki fark

Sevgili Okurseverler,

Geçen yazımda EDÖP döngüsünü paylaşmıştım. Eylem-Düşün-Öğren-Planla. Yaşantımızda bu döngüyü işlettiğimizde, yani yaptığımız eylemlerin etkileri üzerine düşünüp bunlardan kendimize öğretiler aldığımızda bir sonraki eylemimizi daha hayrı dokunacak şekilde (hem kendimize hem bütüne) planlayabilme fırsatını ele geçiriyoruz.

Şimdi bu döngüdeki “Öğrenme” aşamasını biraz daha derinlemesine inceleyelim istiyorum. Zira öğrenme olduğu takdirde iyiye ve güzele doğru evrilebiliyoruz.

EDÖP döngüsü öncelikle ciddi bir öz gözlem gerektiriyor. Kendimizi gözlemlemek. Kendimizi ne kadar iyi gözlemleyebilir ve kendimizle ilgili farkındalık seviyemizi ne kadar arttırabilirsek edineceğimiz öğrenimleri de o kadar derinleştirebiliriz.

Haydi şimdi gelin, öz gözlemi nasıl tasarlayabileceğiniz ve bu gözlemlerinizi nasıl öğrenmeye dönüştürebileceğiniz ile ilgili birkaç rehber ilkeye bakalım:

•Çevrenizdeki değişkenleri tespit edin. Bu değişkenlerin sizin öğrenme performansınızı nasıl etkilediğinin farkında olun.

•Etrafınızdaki değişkenleri iç ve dış olarak 2’ye ayırın. İç değişkenlere örnek; değerleriniz, amaçlarınız, hedefleriniz, duygularınız ve düşünceleriniz olabilir. Dış değişkenlere örnek; finansal durumunuz, zaman, sağlığınız, çevrenizdeki insanların size yaklaşımları olabilir.

•Öğrenmeniz gereken, çevrenizdeki bu değişkenlerle nasıl bir ilişki kurduğunuzun farkına varmak. Örneğin, değerlerinizi (iç değişken) ne kadar onore ederek yaşıyorsunuz? Veya çevrenizdeki insanlarla (dış değişken) ilişkilerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Çevrenizdeki her değişken ve bu değişkenle ilişki kurma şekliniz, öğrenmenizi ciddi şekilde etkileyecektir. Öğrenmenizi maksimuma çıkartmak için belli bir süre içinde odaklanmak için seçeceğiniz değişken sayısını sınırlayın. Örneğin, kendinizle ilgili öğretilerinizi arttırmak için profesyonel koçluk almaya karar verdiniz diyelim. Koçluk görüşmenize, değerlerinizi onore etmek konusunu veya çevrenizdeki insanlara nasıl daha iyi ilişki kurabilirim konusunu getirebilirsiniz. İkisi de birbirinden değerli ve önemli konular. Ancak kendinizle ilgili keşif yolculuğunuzu olabildiğince derinleştirmek ve öğretilerinizi maksimize etmek için görüşmede bu konulardan sadece birine odaklanmayı seçin. (Zaten koçunuz da sizi bu şekilde yönlendirecektir.) Yani tek seferde kendinize fazla yüklenmeyin.

•Odaklanacağınız konuyu seçtikten sonra iç gözlem süreciniz başlayacak. Burada kendinizle buluşacaksınız. İç gözlem sürecini tamamen sorular üzerine kurgulayın. Kendinizi daha iyi tanımak ve yeniden keşfetmek için kendinize sorular sorun. Kendinizi yargılamayın, kendinizi merak edin. Örneğin konu olarak insanlarla kurduğunuz ilişkilere odaklanmaya karar verdiniz diyelim. Bu konuda kendinizi daha iyi tanımak ve kendinizle ilgili öğretiler elde edip insanlarla ilişki kurma şeklinizi iyileştirmek istiyorsunuz diyelim. Bu aşamada kendinize yargılayan bir zihniyetle yaklaşırsanız büyük ihtimalle kendiniz için aşağıdakine benzer cümleler sarf edeceksiniz:

“Zaten hiç bir zaman insanlar beni anlamadı.”

veya

“İnsanlarla iyi ilişkiler içinde olmayı bir türlü beceremedim.”

Tahmin edersiniz ki iç gözlem sürecinde istediğimiz zihniyet bu değil. Bu süreçte öğrenen zihniyette durup kendinize meraklı sorular yöneltmeniz kritik önemde. İşte size birkaç güzel, faydalı soru örneği:

“Zaman zaman insanların beni anlamakta zorlandığını görüyorum. Yarın neyi farklı yaparsam insanlara kendimi daha iyi ifade edebilirim?”

veya

“İnsanlarla iyi ilişkiler kurabilen bir Ben nasıl bir Ben olur?”

İki soru seti arasındaki farkı fark ettiniz mi? Gözlemlemenin yargılamak olmadığını lütfen her daim hatırlayın!

•İç gözlem sürecini kuvvetli sorularla yönlendirdiğinizde bu sorulara verdiğiniz cevaplara kendiniz bile şaşıp kalacaksınız. Zira bu sorular vasıtasıyla beride kalmış, kaybolmuş Ben’inizle tekrar kucaklaşacak ve şimdiye kadar farkında olmadığınız bir çok yönünüzü gün ışığına çıkartacaksınız. Edineceğiniz bu farkındalıklar, istediğiniz Ben’e ulaşmak için hangi seçenekleriniz olduğunu tüm çıplaklığıyla gözlerinizin önüne serecek. O vakte kadar hiç opsiyonunuz olmadığını ve sıkışıp kaldığınızı düşünen siz, bir anda ne kadar fazla opsiyonunuzun olduğunu görecek ve şaşıracaksınız.

•Şimdi bu öğrenme ve farkındalıkları nasıl eyleme dökebilirsiniz, buna bakalım? İşte size, eyleme geçmenize yardımcı olacak birkaç soru:

Neyi yapmayı bırakacağım?
Neyi yapmaya başlayacağım?
Neyi yapmaya devam edeceğim?
Hangi alışkanlığımdan vazgeçeceğim?
Hangi yeni alışkanlığı edineceğim?
Hangi yeni beceriye ihtiyacım var?
Düşünce tarzımda neyi değiştirirsem bana hizmet eder?
Edindiğim bu farkındalıklar sayesinde artık benim için ne mümkün?
Yeni Ben’i ne kadar fazla istiyorum?
Yeni Ben bana ve bütüne nasıl hizmet edecek?

Bu ve benzeri sorular, farkındalığınızı arttırarak kendinizle ilgili öğrenimlerinizi tetikler ve sizi yeni bir olma haline taşır. Büyük ihtimalle şimdiki olma halinizden daha doyumlu bir hal olacaktır bu yeni hal...

Tüm bu öğrenme süreci zaman, çaba ve niyet gerektiriyor. Bu süreci hızlandırmanın tek yolu var, o da yavaşlamak! Gün içinde bir çok şeye koşturuyoruz. Kendimizi unutuyor, başkalarına odaklanıyoruz. Eğer kendinizle ilgili çalışmaya niyet ettiyseniz ilk yapmanız gereken bir adım geri gelmek ve yavaşlamak, dinginleşmek.

Yaşamda hızlanmak için öncelikle lütfen yavaşlayın!

Sevgiyle,