Sesler, renkler ve dokunuşlar; hepsi dingin bir hayatta mantıklı, hepsi kafan rahatsa güzel ve hepsi huzurla uyuyabiliyorsan hoş. Huzuru sağlamanın en temel yolu ise çevrende kaliteli insan biriktir. Ama günün sonunda önce kendinle anlaş.
Çünkü insanın en uzun sohbeti, kendi içinde yaptığıdır. Kimse duymasa da kendine söylediklerin, kimse görmese de kendine yaşattıkların vardır. Dışarıda ne kadar güzel bir hayat kurarsan kur, içinde sürekli kavga ettiğin bir yanın varsa o hayatın sessizliği bile yorucu gelir.
Belki de huzur, her şeyi yoluna koymak değildir. Bazı şeylerin hiçbir zaman yoluna girmeyeceğini kabul edebilmektir. Her soruya cevap bulmak değil, bazı sorularla yaşamayı öğrenmektir. Herkesi anlamaya çalışırken kendini ihmal etmemektir.
İnsanları hayatına alırken de biraz seçici olmak gerekir. Çünkü herkes kalabalık yaratır ama herkes yoldaş olmaz. Kimi insan yanında kendin olmanı sağlar, kimi insan ise sürekli kendini açıklamak zorunda bırakır. Birinin yanında susabiliyorsan, eksiklerini saklamak zorunda hissetmiyorsan, olduğun hâlinle kabul gördüğünü biliyorsan orada bir şeyler doğru demektir.
Kaliteli insan biriktirmek, çok insan tanımak değildir zaten. Yanında olmadığında bile içini huzursuz etmeyen, başarılarını kıskanmayan, sessizliğini yanlış anlamayan, sınırlarına saygı duyan birkaç insanın hayatında kalmasına izin vermektir.
Sonra bir gün fark edersin; hayat aslında sahip olduklarının gürültüsüyle değil, artık seni yormayan şeylerin sessizliğiyle güzelleşmiş.
Eskiden peşinden koştuğun bazı insanların ardından bakmazsın. Her şeyi açıklama ihtiyacın azalır. Her tartışmayı kazanmak istemezsin. Her kapıyı açık tutmanın gereksiz olduğunu anlarsın. Çünkü huzurun, herkese yetişmekten daha kıymetli olduğunu öğrenmişsindir.
Ve belki en güzeli, gece başını yastığa koyduğunda kendine verecek bir hesabının kalmamasıdır.
Kimseye kötülük etmeden, kendine haksızlık etmeden, sevdiğini saklamadan, gitmesi gerekeni zorla tutmadan...
İnsan bazen bütün dünyayla barışmadan önce kendi içindeki o küçük çocuğun elini tutmalı.
Çünkü hayat, herkesin seni anlamasını bekleyerek geçmeyecek kadar kısa.
Kendinle anlaş.
Gerisi, zaten yavaş yavaş yerine oturur.