KEŞKE
Merhaba süper lig,
Merhaba yeni heyecanlar,
Merhaba alınacak büyük başarılar,
Merhaba…
Ve keşke merhaba GAZİANTEPSPOR da diyebilsek.
Sayın başkanın da tespitle sabitleyip söylediği gibi GAZİANTEPSPOR ne zaman düşse bir Konukoğlu elini taşın altına elini koyup takımı süper lig’e çıkarmıştır diyor. Bence kesinlikle ve kesinlikle çok haklı.
Ve bunun için bütün Gaziantepliler kendisine ve ailesine müteşekkir.
Önce Rahmetli Saip Konukoğlu, sonra sayın Abdulkadir bey ve şimdi de Adil Konukoğlu bu takımı layık olduğu yere tekrar taşımıştır.
Fakat bu cümlede altı çizilecek daha önemli bir ayrıntı varsa o da GAZİANTEPSPOR’dur.
Malumun ilanına gerek yok koskoca Gaziantepspor’un ne hale getirildiğinin de.
Burada önemli olan şey, şehrin en önemli markası olan GAZİANTEPSPOR adını tekrar süper ligde temsil etmek.
Bu işin bir takım prosedürleri olduğunu çok net biliyorum. Ama yöneticiler isterse bu prosedürler şıp diye aşılır.
Bu böyle olursa yani Gaziantepspor adı takıma monte edilirse işte o zaman siz görün şehirdeki bayramı.
Adına “Sanko Gaziantepspor” mu dersiniz “Gazişehir Gaziantepspor” mu dersiniz ya da başka bir isim mi olur aslında çok ta önemli değil. Yeter ki içinde GAZİANTEPSPOR olsun.
Bu sadece benim isteğim de değil ayrıca,
Çıkın şehre sorun deyin ki;
Bu takımın adı böyle mi kalsın yoksa Gaziantepspor olarak mı değişsin deyin.
Alacağınız cevap 100 de 100 GAZİANTEPSPOR olsun olacaktır.
Peki bu neden bu kadar önemli şehir için.? Hemen açıklayayım,
Benim yaşımda ve benden yaşlı olanlar çok daha iyi bilirler ki şehri ile onur duymak diye bir tabir vardır. İşte biz ne zaman şehir dışına çıksak Gaziantepspor’un başarıları ile göğsümüzü gererdik…
Çünkü Gaziantepspor demek;
Şehir dışında başın dik gezmekti,
Şampiyonluk hayali idi,
Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı yenmek demekti,
Avrupa tur atlamaktı,
Roma’yı yenen ilk türk takımı olmaktı,
Lens’i alavesi çimlere gömmekti,
Preko’ydu, Johnson’du, Lazarov’du,
Stadın altında kebap yemek demekti,
Harçlıkları biriktirip, halı artıklarından koltuk yapıp, gazete kağıdından yapılan şapka ile saatlerce başlama düdüğünü beklemek demekti,
Devre arasında nohut dürümü kapabilmek için maratoncu gibi koşup diğer taraftarların arasından sıyrılmak demekti,
Amigo hacı, reşit, şükrü baba, Mahmut demekti,
Kırmızı-siyah yahhh yahhhh yahhhh demekti,
Yanında oturan abi ile teknik direktörcülük oynamak demekti,
Yenince ayakları yere basmadan eve gitmek,
Yenilince sokak lambasının altında eve girmeden 3-5 sigara daha içmek demekti.
Kısacası GAZİANTEPPSOR demek yaşamak demekti…
İşte bu yüzden keşke merhaba GAZİANTEPSPOR diyebilsek…