Malum Antep’imize özgü:
Sarımsak Kebabının-aşının, çağla aşının, yenidünya kebabının, yeşil erik tavasının ki – adına bakarak tavada yapılan bir yemek sanılmasın, bildiğimiz kazan aşının – bulunabilirde, fiyatı da el yakmazsa keme kebabının-tavasının…
Tam zamanı!
Bütün bunlarını bir aylık süreleri var. Yani içinde bulunduğumuz Mayıs ayı sonuna kadar. Daha sonra kartlaşır, bu günlerdeki tadını, özelliğini güzelliğini yitirir!
Tabii önemli olan birde bunların, natürelini yani hormonsuzunu bulmak önemli…
Buluna bilir mi?
Bilemiyorum!
Buluna bileceğinden de emin değilim.
Çünkü her tarafımız hormon oldu. Taşımız, toprağımız, suyumuz, havamız hormon!
Bu durumda hormonsuz bir şeyler bulmak mümkün olur mu? Elbette olmaz, olmayacak.
Kullanılan tohum her ne kadar saf ve hormonsuz olursa olsun; o tohumdan alınan ürün yetiştiği topraktan aldığı hormonla özelliğini yitirecektir, yitiriyor!
Ve bu gidişle…
Doğacak çocuklarımız, torunlarımız bile gerçek insan niteliğini yitirmiş olarak hayata gözlerini açacaklar.
Ve günümüzde nice garabetlerle karşılaşıl mı yor mu?
Yıllardır tanıdığım, samimiyetinden emin olduğum o nedenle de sorup sormadan alış veriş yaptığım bir pazarcı arkadaştan kebaplık sarımsak aldım.
Çünkü ülkenin tamamını sardığı gibi Antep’imizde de Çin bideri (tohumu) sarımsak başını almış gidiyor.
Benim aldığım sarımsak Antep bideri (tohumu) sarımsak!
Ancak nerde benim bildiğim Antep sarımsağı, alakası yok… Dişlerini saran incecik kabukların yerini Çin sarımsaklarının dişlerini saran dişleri kadar kalın kabuklar kaplamış…
Tohum ne kadar saf ve sağlam olursa olsun, tohumun saflığını güzelliğini yitirmemesi için, bir de yetiştiği toprağın özelliğini yitirmemiş olması gerekiyor.
Her şeye rağmen, yinede, herkes bu ayın lezzetleri olan sarımsak kebabını-aşını, çağla aşını, yenidünya kebabını, yeşil erik tavasını bir defacıkta olsun yemeye çalışalım…
Afiyet olsun…