Bu Çarşamba yine Gaziantep’i sel aldı. Hani bahar ayı derler ama bu yıl bahar hakikaten can alıp,zarar vermeye başladı. Tıpkı,şu anki ceza yasaları gibi. Her Çarşamba mahkum yakınları ile sohbet dert dinleme günü ,gibi bir alışkanlık içerisinde ceza evi önünde ve kafeteryada sohbet ettiğim insanlardan aldığım bilgiler ve verilen cezaları duyunca, sanki padişahlık zamanında olduğu gibi, cellada gönderip vurun kellesini der gibi, cezaların verilmesi  insanı şaşırtıyor.

30,44, 60, 77, sene gibi verilen cezaları duyunca şaşırmamak elde değil. Hani ülkede idam kaldırıldı. Ancak verilen cezalarda idamdan geri kalmaz. Bu gün Avrupa uyum yasaları ile ceza yasalarını inceleyince, hiç bir ülkede buna benzer yasaların olmadığını görüyorsun.Şeriat yasaları bile bu kadar ağır değil. O zaman bu şekil cezalar caydırıcı olarak veriliyor dense de, peki bu kadar suç oranının yükselmesi niye?

 İşte bunun bir araştırmasını yapınca;2002’den sonra ülkede suç patlaması olduğu ortaya çıkıyor. Nedeni ise adaletsiz dağılım ve kayırmacı bir politikanın uygulanmasın meydana geldiği gibi, güçlüler ile güçsüzler çatışmasını andıran bir tablo,eskiden, ceza evleri önünde konuştuğunda cinayet, hırsızlık gibi üç beş suç duyardın. Şimdiyse aklına gelmedik suçlar duyuyorsun.  O’da toplumu suç işlemeye meyilli hale gelmesine neden olan etkenler.

Bakın, DSP Rahşan affı diye bir af söz konusu olmuştu. O günler yine bazı suç ve detaylarını araştırıp, suç genellemesine bakınca, şu an onun yüzlerce daha fazla olduğu göze çarpıyor. O zaman cezalar değil, eğitim ve ülkedeki halka yansıyan her türlü dağılımın adaletli olarak yansıması  sonucunda tahminim  suçlarda azalma yaşanır. Yoksa idam fermanı hazırlar gibi cezalarla ne suçların önüne geçilir nede yamalıklı bohça gibi yapılan, yasa değişikleri ile bunun önüne geçilir. Onun için önce ceza yasaları ile yargılamaların yeniden düzenlenmesi ve suçun hangi hallerde işlendiği göz önünde bulundurularak yargılama yapılması gerekir. Sadece tutulan tutanaklar harici, bilgi toplama, mağdur gözükenlerinde geriye dönük araştırılması gerekir. Geçmişte üş beş ay hapis yatıp, ben ceza evini ve haksız cezayı iyi bilirim diyenler bu gün bir insan ömrü kadar verilen cezaların adil olduğuna inanıyor musunuz? Bazı ceza verilmeyecek durumda olanlara bile verilen cezalara bakınca insanın aklı duruyor. Bir örnekle, yaşı küçük kızı kaçırmış, anlaşıp evlenmişler çocukları dahi olmuş ondan sonra adamı hapis et böyle yasa mı olur? Biriyle arkadaşlık et o bir suç işlesin arkadaşı kim gel bakalım. Sende bununla berabersin tık içeri sürünsün gitsin, adamı vurmaya yelten oda sıksın onu vursun. Sen niye vurdun gelip adalete haber vereceksin. Adamın elinde silah sana o şansı tanımıyor ki, işte buna benzer anlatılanlar ile insanı zorla suça teşvik eden bazı olaylardan ceza evinde yatanların yakınları ile konuşunca  insan cevap verecek bir söz bulamıyor. Tabi diğer taraftan ben pişmanım deyip arkasına bakmadan gidenler gibi değil. Ceza evlerinde yatacak yer kalmayan mahkumları kastediyorum,madem yasalar varsa bütün toplumu kapsamalı.